Bu yazımın konusu Franz Kafka’nın Dönüşüm adlı kitabıyla alakalı olacak. Dönüşüm, okurken yabancılaşma hissini en fazla gördüğüm öykülerden birisi hatta birincisidir. ”Yabancılaşma” kavramını açıklayarak başlamamın doğru olacağını düşünüyorum. Yabancılaşma kişiyi evresinden ve kendinden uzaklaştıran, yabancı hale gelmesine neden olan gelişme olaraktanımlanabilir. Bu kavram ilk başta Hegel tarafından kullanılmış, Karl  Marx ile ise tanınmaya başlanmıştır. Yabancılaşma kavramını kısaca açıkladığıma göre, şimdi bu kavramı Dönüşüm adlı öyküyle bağdaştırma kısmına geçebilirim.

İlk olarak belirtmek istediğim şey her ne kadar hepimiz Gregor Samsa’yı hamam böceği
olarak tanısak da Kafka, basımcılardan kapakta hamam böceği olmasını istememiştir. Çünkü
hamam böceği burada daha çok metafor anlamı taşımaktadır. Hatta benim okuduğum
kitabın kapağında hamam böceği olmadığı için Samsa’nın hamam böceğine dönüşmüş olma
ihtimali aklıma ilerleyen sayfalarda gelmişti.
Samsa sıkıcı bir iş hayatı olan, ailesinin gözdesi birisidir. Çünkü kendisi bir ”birey”olamamış,
sadece toplumun beklentilerini karşıladığı monoton bir hayat yaşamaktadır. Zaten
yabancılaşma kavramının kitapta ortaya çıkmasının en büyük sebebi de budur. Eminim ki
düşündüğünüzde hepiniz hayatlarınızda yabancılaşmayı hissettiğiniz anlar olduğunu farkına
varacaksanız. Aslında Gregor toplumda görebileceğiniz binlerce insandan yalnızca bir
tanesidir. Sadece çalışıp para kazanan, parasıyla faturalarını ödeyen ve yine para kazanmaya
devam eden, gerçek anlamda bir yaşantısı olmayan yüzlerce insandan yalnızca bir tanesini
ele almıştır Kafka kitabında. Her şeyden elini eteğini çekmiş bir makine gibi sürekli çalışan
mutsuz bir insan neden çalıştığını bilmez, hayatta amaçlarını kaybetmiştir. Hatta belki de
hayatta hiçbir zaman bir amacı olmamıştır ancak bunu yeni farkına varmıştır. Aslında eğer
Kafka’nın hayatını okursanız, kitabı yazarken kendi yaşantısından edindiği düşünceler
doğrultusunda bu öyküyü yazdığını düşünebilirsiniz. En azından ben öyle düşünmüştüm.
Kitaptan çıkardığım en önemli anafikir ise sanırım sıradan bir hayat yaşamama
gereksinimiydi. Yabancılaşma hissettiğiniz bir ortamdaysanız ordan acilen uzaklaşmanızı
öneriyorum. Kimse toplumun beklentilerini karşılamak, bir hamam böceği olmak zorunda
değil. Hayatta insanın bir amacının olması, bunu gerçekleştirmek için yaşaması onun
toplumdan soyutlanmamasına en büyük yardımcı etkenlerden birisidir.
Kafka’nın kitaplarının genelinde yabancılaşma kitabın gidişatını etkileyen unsurlardan
birisidir. Ve kitaplarında anlatmak istedikleriyle, üslübuyla benim için çok başarılı ve en
sevdiğim yazarlardandır Kafka. Size de bütün kitaplarını, hatta hayatını okumanızı öneriyor
ve yazımı burda bitiriyorum.

Okuduğunuz için teşekkür ederim,takipte kalmayı unutmayın!

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here