Etnik Ayrımcılığın Tarihsel Evrimi
Etnik(discrimination) ayrımcılık kolonileşme ile başlayan Batı sömürgeciliğinin yayılması politikasında aranır. 15.yy’dan itibaren uzak denizlere açılan Batı, deniz aşırı bölgelerde insan topluluklarını boyunduruğu altına almış, araştırma ve ticaret amacıyla gittikleri bu bölgelerdeki insan topluluklarıyla karışmış; zaman zaman da buralardaki insanların başka bölgelere göç etmelerine neden olmuştur. İşte Batı etkisinde gelişen bu nüfus hareketliliği etnik yapılaşmanın da tarihsel temellerini oluşturmaktadır.
19. ve 20.yüzyılın başındaki yüksek kolonileşme bölgesinde Avrupalılar diğer bazı bölgelerdeki yerli nüfusu yönetiyorlardı: Hindistan, Burma, Malezya ve Ortadoğu’nun bazı bölgeleri. Sömürge hayatının başlangıcı, ırkçılığın önem kazandığı döneme denk gelmiştir ve işte o zamandan beri ırksal bölüm ve kısımlar, etnik uyuşmazlıklarsa bir bütün olarak önemli bir yer edinme eğilimindedir. Özellikle zencileri beyazlardan ayıran ırksal görüşler Avrupalıların davranışlarının merkezi olmuştur.
Irkçılık üzerine gerçekleştirilen sosyal psikolojik araştırmaların büyük bölümü Birleşik Devletler’deki siyah ırk karşıtı tutum ve davranışlara odaklanmıştır. Tarihe bakıldığında Birleşik Devletler’de beyazların siyahlar hakkında oluşturdukları stereotiplerin* olumsuz olduğu görülür: siyahlar genelde köylü, köleleşmiş ve kol emekçisi olarak algılanır.
*Stereotip: Sosyal psikolojide belirli birer türleri veya belli davranış biçimleri hakkında yaygın olarak benimsenen düşüncedir.
Birleşik Devletler’de siyah karşıtı durumlarla ilgili olarak yapılan araştırmalar bu yöndeki olumsuz tutumların 1930’lardan bu yana büyük bir düşüş yaşandığını belgelemektedir. Aynı şey, büyük ölçüde, Britanya ve Batı Avrupa’daki etnik azınlıklar için de geçerlidir.

Karakteristik Bir Etnik Ayrımcılık Uygulaması: Güney Afrika
Güney Afrika zencilerin siyah olarak beyazlar karşısında etnik ayrımcılığa maruz kaldığı önemli bir bölgedir. İkinci Dünya Savaşı’nın ardından uygulamaya konan “Aparteid” sistemi altında, Güney Afrika nüfusu dört “kayıt grubu” altında sınıflanmaktaydı -Avrupalı göçmen-lerin soyundan gelen “renkli insanlar” da denen 2.5 milyon kişi; 1 milyon Asya kökenli; ve 23 milyon siyah Afrikalı, Pierre Binden Berkhe, Güney Afrika toplumunda aparteid sırasında üç ana ayrımcılık düzeyini belirlemektedir (1970).
1.Mikro-Ayrım: Kamusal yerlerin ayrılması (tıpkı Amerika’nın güneyinde eskiden olduğu gibi.) beyazlar ile siyahların ayrı ayrı kullandıkları tuvaletler, bekleme salonları, tren vagonları ve öteki kamu alanları.
2.Mezzo-Ayrım: Beyazlarla siyahların kentsel alanlarda yaşadıkları semtler bakımından birbirlerinden ayrılmaları. Siyahlar, özel olarak belirlenmiş bölgelerde yaşamaya zorlanmaktadır.
3.Makro-Ayrım: Bütün bir halkın ayrı yerlerde kurulan yerli rezervasyonlarında yaşamaları biçiminde ayrılma.

Yeni Irkçılık:
Peki ya şimdi Irkçı ön yargıların Batılı sanayi toplumlarında artık görülmediği gibisinden bir sonuç çıkarabilir miyiz? Cevabımız -maalesef ki- hayır. 60 yıl içerisinde Afrikalı Amerikalıların boş inançlı, tembel ve cahil olarak nitelendirilmesinde bir yaşanan düşüşü gösteren bazı grafikler olsa da, burada gösterilmeyen şeyi ise Devine ve Eliot (1995) tarafından yapılan araştırmada cevaplayıcıların %25’inden fazlasının Afrikalı Amerikalıları atletik, ritmik, fazla zeki olmayan, suç işlemeye yatkın, hasmane ve gürültücü kişiler olarak karakterize ettiklerini görmüşlerdir.
Ne var ki ırkçılık “yeraltına” inmiş değildir, gerçekte o sadece biçim değiştirmiştir. Bu fikir yeni ya da modern ırkçılıkla ilgili bir dizi kuramın özünü oluşturmaktadır. İnsanlar hâlâ içeriden ırkçı olabilirler, fakat bunu farklı bir tarzda dışa vurmaktadır.
Bu yeni ırkçılık biçimi kaçınmacı ırkçılık, modern ırkçılık, sembolik ırkçılık, regresif ırkçılık diye adlandırılmaktadır.

Bir şeyleri algılayıp eleştirmeyi, araştırmayı ve okumayı öğrendiğimden beri ırkçılık her zaman üzerinde durduğum bir konu olmuştur. Bu konuda birçok film izledim, makale ve kitap okudum. Ve yıllardır her seferinde vardığım sonuç aynı, ırkçılık bir insanlık suçudur. Size bir siyasetçi ve insan hakları savunucusu olan, gelmiş geçmiş en etkili Siyahi Amerikalılar’dan biri olan Malcolm X’in meşhur sözü ile veda etmek istiyorum: “İyi siyah ya da iyi beyaz yoktur; iyi veya kötü insan vardır.”
Daha güzel bir dünya ümidi ile, hoşçakalın.
-Umay Rana Usta

Dipnot: Yazımda Eğitim Sosyologu olan Prof. İsmail Doğan’ın Sosyoloji kitabı başta olmak üzere birçok sosyoloji ve psikoloji alanındaki kitaptan yardım aldım.

4 YORUMLAR

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here