Kanımca gelmiş geçmiş en iyi kadın yazarlardan biridir Sylvia Plath. Eserlerinin yanında özel yaşamı da daima ilgimi çekmiştir. Varoluş sancılarıyla, ihanete uğramasıyla, kadınlığının aşağılanmasıyla, kendisini yetersiz görmesiyle ve anneliğiyle başa çıkmak zorunda kalmış, maalesef, en sonunda bütün bunların altında ezilmiştir güzeller güzeli Sylvia.
Hayatı
27 Ekim 1932’de ABD’nin Boston kentinde doğan şair ve yazar, çocukluğunda teşhisi konulan psikolojik rahatsızlığı ileri derece manik depresif bozukluğuyla hayatı boyunca başa çıkmak zorunda kalmıştır. Eserlerinde hissettirdiği karamsarlığı ve duygusallığı hayatını çoktan ele geçirmiştir. Bu yüzdendir, ilk intihar girişimini lisedeyken gerçekleştirir. Liseden sonra Cambridge Üniversite’nde eğitim görmeye başlar ve okulun gazetesinde şiirleri yayımlanır. Plath, eserlerinde kendi hayatından itiraflara yer verdiği için gizdökümcü şiirin en önemli temsilcilerinden biridir.
Eşi ve İhaneti
Sylvia Plath hayatının aşkı olduğunu söylediği meslektaşı Ted Hughes ile 1956’da tanışır. İlişkileri ilk zamanlarda o kadar iyi ilerler ki tanıştıkları yıl içerisinde evlenirler. İki çocuk sahibi oluktan sonra North Tawton’a yerleşirler. Sylvia’nın, hayatının aşkı sandığı eşinin aslında onu kısıtladığı ve yaratıcılığını olumsuz yönde etkilediğini farketmesi uzun sürmez, aniden yazar kimliğinden sıyrılıp evde eşini bekleyen ve çocuk bakan bir kadına dönüşmüştür.
Şair olan Assia Wevill ve eşi David Wevill 1961 yılında Plath ve Hughes çiftine komşu olur. İki çift arasında güzel bir arkadaşlık sürerken, Ted Hughes ve Assia Wevill’inki zamanla ilişkiye dönüşür. Hayatı boyunca buhranlarla uğraşmış Sylvia için eşi tarafından aldatılmak, uğradığı saygısızlıkların en yüksek noktalarından olmuştur diyebiliriz.
Bıkmışlığı ve İntiharı
11 Şubat 1963 günü, sıradan başlar. Zaten intihar girişimlerine alışkın olan Sylvia için bu da, en sonuncusundan 10 yıl sonra gerçekleşecek olanlardan biridir sadece. Çocuklarının sütlerini ve kurabiyelerini hazırlar, onlar uyuduktan sonra odalarının kapısının her deliğini bantla kapatır. Mutfağa gider, fırını açar ve kafasını içine sokar.
Ölümünden sonra Ted Hughes Assia Wevill ile yaşamaya başlar. Hughes, Sylvia’ya olduğu gibi Assia’ya da saygısız davranır ve şiirlerini küçümser.  Assia da, Syliva’nın izinden giderek 1969 yılında intihar eder. Bir tek farkla: 4 yaşındaki kızını da yanına alarak.
En Bilinen Eseri: Sırça Fanus
Sırça Fanus için Sylvia’nın yarı otobiyografisi, hatta yarıdan daha fazlası diyebiliriz. Kitabın baş karakteri Esther Greenwood da şairdir, onun da babası 8 yaşında ölmüştür, ikisi de 19 yaşında New York’a gelir, ikisinin de ruh sağlığı bozuktur. İkisinin de intihar girişimleri aynıdır. Sylvia, bu kitapta kendi hayatını anlatmış bir nevi.
Görüşüme göre kitap çok karamsar, bir o kadar da kırılgan. Tabii bunların hepsi Sylvia’nın kendisi için de geçerli. Betimlemeleri ve duygu geçişleri çok haz verdi bana. Esther’in ve Sylvia’nın varoluş sancılarını ben de çektim okurken. Benim gözümde bu kitap başyapıttır. Okuduktan sonra birisi gelip beni omuzlarımdan sarsmış gibi hissettim, etkisinden aylarca çıkamadım. Kitapta Sylvia’nın iç dünyasını görüyoruz. Elektroşok tedavilerini, kendisini ve yazılarını yetersiz hissetmesini açık açık belli ediyor, bir sırça fanusun içinde kapalı kaldığını söylüyor. Tabii Esther sonunda sırça fanusuyla devam edebiliyor hayatına, her ne kadar küçük bir kalıntısını içinde saklayacağını bilse de. Sylvia istemedi sırça fanustan kurtulmak. Korkaklık edip kaçıp gitmedi. İntihar çok büyük cesarettir. Kimsenin gidip de dönemediği o bilinmez dünya yüreğini ürkütmedi*, giderken bir tanrıça gibiydi.
Sylvia Plath, okunacak, okutulacak ve daima güçlü bir kadın yazar olarak anılacak.
*William Shakespeare-Hamlet

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here