‘’Acılarımı boğmak için içtim; ama lanet olasıca acı yüzmeyi öğrendi.’’

         Acısını içine gömememiş sanatına ve sözlerine yansıtmıştı. Nereden bilebilirdi ki günün birinde acısına ortak olacak milyonlar vardı. Frida Kahlo’nun acısı çok erken yıllarına dayanıyordu. Altı yaşında geçirdiği çocuk felcinin yanında ondokuz yaşında geçirdiği trafik kazası sonucu hayatı boyunca çekeceği acıların başlangıcı olmuştu. Aslında en baştan beri hayata sıkı tutunuşu onun her şeyin üstesinden gelmesini sağlamıştı. Kendisine göre acısı da kendine aitti, sevinci de. Diego ona: ’’Biliyorum ki sen kimin hayatına girsen renklendirirsin.’’demişti. Belki de Frida herkesin acısını, hayatını renklendirdi ama kim ona yardım etti?

      Yıllarca acısını çekeceği kaza esnasında yanında o zaman ki aşkı Alejandro Gomez Arias vardı.Arias ve diğer okul arkadaşları ise o dönemde gittikleri okulda anarşist bir edebiyat grubuna katılmasına neden oldu. Burada Frida birçok sosyal bilim dalında ilk adımlarını attı. Daha sonra ondokuzlu yaşlarının başında otuziki ameliyat ve sınırsız acı çekmesine neden olacak bir kaza geçirdi. Bu kaza yıllarca yürüyememesine neden olurken, Frida’nın kendini bulmasına ve acılarından kaçması için resim yapmaya başlamasını sağladı. İlk olarak yatağının üstüne bir ayna yerleştirerek, oto-portre yapmaya başladı. Daha sonra ise ‘’Hayatımda geçirdiğim 2 büyük kaza vardı ancak sen bunlardan en yıkıcısıydın.’’ dediği Diego hayatına girdi ve portrelerine artık acı daha da dahil olmuştu. Evlenmeleri bile skandal olan çift etraflarınca ‘fil ve güvercin’’ olarak tanımlanıyordu. Diego her zaman çapkınlığıyla tanınmış, Frida ise çevresindeki herkesin eleştirilerine kulak tıkamış ve sevgisini dinlemişti ancak her güzel bir hikayenin bir sonu vardır ve bu ikilininki Diego ile ablasını birlikte görünceye dek sürdü. Kendisine göre en büyük acılarını bu ilişki süresince yaşamıştır. İlk olarak sağlık sorunları nedeniyle 3 bebeğini kaybetmiş, tablolarında bu olaylara da yer vermiştir ancak acı onu daha da güçlendirmiş, ateşten kalan küllerine sarılmış ve kendini bulduğu sanatını hayatına çevirmiştir. Diego ile evlendikten sonra siyasal sebeplerden dolayı Amerika’ya taşınmak zorunda kalan Frida her zaman doğduğu şehri Meksika’nın özlemini çeker ve bunu tablolarında gösterir. Bunun yanı sıra eşinin sadakatsizliği de canını iyice sıkmaya başlamış ve kendisi de başka kişilerle ilişkiler yaşayarak Diego’yu unutmaya çalışmıştır. Ancak gittiği her kişi ve baktığı her göz ona eşi Diego’yu hatırlatmaktadır. Ablası ve Diego’nun ihaneti Frida’yı çok yaralar, ikili evlerini ayırır. Frida’nın başından beri kurduğu en büyük hayali kendi ülkesinde sergisini açmaktır ve yıl 1950 ye geldiğinde hastalık durumu daha da ağırlaşır. Doktorlar sergiye kesinlikle gitmemesi gerektiğini söyler ama tabi ki de hiç bir acı başarmak isteyen bir kadını durduramaz. Dediğini yapar, karolyede taşınarak sergiye gider ama bu inadı bir bacağının kangren olmasına ve kesilmesine neden olur. 13 Temmuz 1954 yılında 47 yaşındayken hayata gözlerini yumar ve günlüğüne şu sözleri yazar: “Umarım çıkış neşeyle doludur ve umarım bir daha asla dönmem. Frida.’’

    Acıyla karışık hayatından bize 143 tablo bırakan Frida, aynı zamanda acıyla nasıl savaşılması gerektiğini de öğretmiş oldu. Acıyla başa çıkılamıyorsa, acıyla yaşamayı öğrenmek gerekir sevgili okur, belki de yalnızlığı geliştiren şey acıdır ve çekilen tüm acılar güzel bir yapıtla son bulur. Hayata tutunmak, vazgeçmekten zor olsa da, kime ışık olabileceğimiz asla belli olmuyor. Frida’nın yaşantısı zordu ancak yılmadı ve onun sayesinde milyonlarca kadın kendini sanata yönlendirdi. Acısı şimdi umut saçarken, yazıya Frida’nın sevdiğim bir sözüyle son vermek isterim: “Bu bitmek bilmeyen can çekişmeden ibaret olan yaşamımla ilgili şunları söyleyebilirim: ben uçmak isteyip de uçamayan bir kuş gibiydim.”

 

‘’Henry Ford Hastahanesi, 1932,Frida’nın çocuğunu kaybedişini resmedişi.’’
’ ‘Frida ve Diego Rivera, 1931,’’Fil ile Güvercin’’’


Bu portreyi Diegoya ithafen yapmış ve onun sevmediği herşeyi kendi üzerinde resmetmiştir.Tablonun arkasında ise “Bak eğer seni sevdiysem, bu saçların içindi. Şimdi kelsin ve ben de seni sevmiyorum artık” yazar.

 

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here