Şiddet Nedir?

Dünya Şiddet ve Sağlık Raporu’nda şiddet, “Fiziksel güç veya iktidarın kasıtlı bir tehdit veya gerçeklik biçiminde bir başkasına uygulanması ve sonucunda maruz kalan kişide yaralanma, ölüm ve psikolojik zarara yol açması ya da açma olasılığı bulunması” durumu olarak tanımlanmıştır.
Kadın Bilim’e göre şiddet, “Bir canlının diğer canlıya, kendinden güçsüz olduğunu bildiği halde (bilinçli ise) hem psikolojik hem de fiziksel olarak diğer canlıya güç gösterisi yapması, acizlik.”tir.

     Ülkemizde Kadına Şiddet Oranı

Kadın cinayetlerinin yüzde 85’ini kocalar, sevgililer, eski kocalar, ayrılmak istenen sevgililer işledi.


Eşlere fiziksel şiddet uygulama oranı en yüksek olan iller;İzmir, İstanbul ve Adana.
Anadolu (Gaziantep, Adıyaman, Kilis, Şanlıurfa, Diyarbakır, Mardin, Batman, Şırnak, Siirt) oldu.

  (onedio.com)

 

 

 

 

 

 

Görsel: Umut Vakfı)

     

        Hayatı Film Olur!

İki eli olmayan 87 yaşındaki Ayşe nine dilenmiyor köyünden topladığı otları şehre getirip satarak yaşamını sürdürüyor. Hatta kazandığı paralarla da yeğenin çocuklarına hediyeler bile alıyor.

8 Mart Dünya Kadınlar Gününde ‘İşte Yılın Kadını’ sözlerine neden olan 87 yaşındaki iki eli olmayan Ayşe Gökkaya, ibretlik yaşamıyla dikkat çekiyor. Köyünden topladığı otları şehre getirip satarak yaşamını sürdüren Ayşe nine bu çabasıyla büyük takdir topluyor. Ayşe nine kazandığı paraların bir kısmıyla da oyuncaklar ve benzeri hediyeler alarak birlikte kaldığı yeğenin çocuklarını sevindirmekten geri kalmıyor.

    HAYATI FİLM GİBİ

Haftanın belli günlerinde sıcak, soğuk ve yağmur çamur demeden Manisa’nın en işlek caddelerinden olan 8 Eylül Caddesi üzerinde bir köşe oturup köyünden topladığı otları satmaya çalışan Ayşe nine daimi müşterileri sayesinde hayatını sürdürüyor.

 

   Manisa’nın Saruhanlı ilçesi mahallesinde dünyaya gelen Ayşe Gökkaya’nın yaşam öyküsü filmlere konu olabilecek türden. Başından geçenleri anlatan Ayşe nine, “Tam 63 yıl önce büyük aşkla Mehmet Ali Görmez ile evlendim. Evliliğin 8. ayından olanlar oldu. Komşumuzun kızı evleniyordu. Ben de kayınvalidemin rızasıyla evden ikişer metreden oluşan iki parça basma alıp gelin evine götürdüm. Düğünden sonra geri alacaktım. Bizim buralarda adettir, düğünlerde göstermelik hediye götürülür. Düğün bitince geri alınır. Bunu öğrenince eşim bana çok kızdı. Bir kaç gün sonra düğün oldu. Pazar günü gelinin baba evinden çıkacağı saatlerde, eşim eve gelip beni tarlaya götürmek istediğini söyledi. Bana kötü bir şey yapacağını anlamıştım. Hava da çok soğuktu. Tarlaya gitmek istemedim ama fazla direnemedim. Tarlaya gittiğimizde, bana hediyeyi hangi elimle verdiğimi sordu. Sağ elimle verdiğimi söyleyince, sağ elimi tırpanla bileğimden kesti. Ben de sol elimi uzatıp, ‘Bunu da kes, tek başına bu ne işe yarayacak’ dedim, sol elimi de kesti.”Ayşe Gökkaya, bu acı olayın ardından eşinin tutuklanıp hapse gönderildiğini, kendisinin ise bir süre hastanede tedavi gördüğünü anlattı. Gökkaya, o tarihte yeni evli oldukları için çocuklarının olmadığını, kendisinin de bir daha evlenmediğini kaydetti. Gökkaya, aradan 24 yıl geçtikten sonra eşinin hapisten çıkıp köye döndüğünde ise yeğeninin kocasını tüfekle vurup öldürdü.

    “EŞİNİZE ŞİDDET UYGULAMAYIN”

87 yaşındaki Ayşe Gökkaya erkeklere, ”Hey erkekler siz siz olun sakın eşinize şiddet uygulamayın. eşinizle ömür boyu sevgiliymiş gibi olun” çağrısında bulunarak “Benim hayatım anlamsız bir olay yüzünden değişti. Ellerimi kaybettim. Eşinize karşı kibar olun. Kadınlara şiddet uygulamayın. Benim hayatım çile içinde geçti. O olayı hatırladığımda gözlerim doluyor. Ama benim de kaderim böyleymiş. Ben hayata küsmedim. Kendi işimi kendim yapıyorum” dedi.

Bu olay bana, bir kadının hayatının nasıl bitirildiğini, bir erkeğin ne derece acımasız olabileceğini hatırlatıyor. Başlık “kadına şiddet” olsa da bunu yalnızca kadınlar değil, hiçbir insan hak etmiyor.

   Cinsel Şiddet

Cinsel Şiddet Biçimleri

  • Tecavüz etmek.
  • Sözle veya fiziksel yolla taciz etmek.
  • Cinsel ilişkiye girmeye zorlamak.
  • İstemediği cinsel pozisyonlara zorlamak.
  • “Hayır” dendiğini duymazdan gelmek.
  • Rızası olmadığı halde hoyratça ve acıtarak cinsel ilişkiye girmek.
  • Zorla ilaç, alkol veya uyuşturucu madde kullandırarak cinsel ilişkiye zorlamak.
  • İstemediği şekillerde, istemediği zamanlarda cinsel ilişkiye girmeye zorlamak, cinsel bölgelere dokunmak.
  • Cinselliği bir ceza/ödül yöntemi olarak kullanmak.
  • Kadın bedenini ve cinselliğini aşağılayacak şekilde konuşmak.
  • Teşhircilik yapmak, pornografik görüntüler izlemeye zorlamak.
  • Sürekli takip ederek telefon, internet gibi teknolojik araçlarla cinsel içerikli materyaller ya da konuşmalarla rahatsız etmek.
  • Onay almadan, çıplak ve cinsellik içeren görüntüler çekmek ve cinsel içerikli görüntüleri yaymak veya yaymakla tehdit etmek.
  • Başka kişilerle cinsel ilişkiye girmeye zorlamak.
  • Seks işçiliğine zorlamak
  • Başka kişilerle cinsel ilişkiye girerken seyretmeye veya seyredilmeye zorlamak.
  • Cinselliği kendi zevkine yönelik yaşamak, kadının ihtiyaç ve beklentilerini görmezden gelmek.
  • Cinsel şiddet biçimleri Türk Ceza Kanunu’nda (TCK) ise; cinsel taciz, cinsel saldırı ve nitelikli cinsel saldırı şeklinde tanımlanmaktadır.

     Cinsel Taciz Nedir?

Sözle, gözle, vücut diliyle, posta veya elektronik haberleşme araçlarıyla gerçekleştirilen, cinsel olarak rahatsız eden davranışların tamamı cinsel tacizdir. Laf atmak, istenmediği halde cinsel içerikli konuşmalar yapmak, öpücük atmak, cinselliği çağrıştıracak eşyalar göndermek vb. davranışlar, cinsel tacizdir.
   Cinsel Saldırı Nedir?

Rızası olmaksızın elleme, dokunma, sarılma gibi vücut dokunulmazlığını ihlal eden davranışların tamamı cinsel saldırıdır.

   Tecavüz (Nitelikli Cinsel Saldırı) Nedir?
Kadının rızası ve isteği dışında, vücuduna herhangi bir cisim veya organ aracılığıyla vajinal, oral, anal yoldan gerçekleşen her türlü saldırı tecavüzdür. Aynı anda kadın hakarete uğrayabilir, aşağılanabilir darp edilebilir, korkutulabilir ve/veya tehdit edilebilir.
Kadınlar uyuşturucu, ilaç gibi maddelerle uyutularak, bayıltılarak; bilinç durumunun açık, rıza göstermelerinin mümkün olmadığı zamanlarda da tecavüze maruz kalabilmektedirler. Tecavüzün her biçimi kadının bedensel bütünlüğünü ihlal eden travmatik bir saldırıdır.

  •    Cinsel Şiddete Uğrayan Bir Kadın Sonrasında Neler Yaşar?
    Cinsel şiddetin, maruz kalan kişi üzerinde kısa ve uzun vadeli olumsuz fiziksel, psikolojik ve sosyal etkileri olabilir. Bunlar:
  • Fiziksel olarak yaralanma ve sakat kalma
  • Rahim yırtılması, cinsel organlarda hasar, iltihaplanma gibi jinekolojik komplikasyonlar
  • AIDS/HIV, HPV gibi cinsel yolla bulaşan hastalıklar
  • İstenmeyen gebelikler
  • İdrar yolu iltihaplanmaları
  • Psikolojik olarak
  • Şok (Duygusal hissizlik ve tepki verememe)
  • İnkar (Hiçbir şey olmamış gibi davranma)
  • Korku (Tekrar bulur, intikam alır düşüncesi)
  • Suçluluk (Acaba ben mi sebep oldum? Neyi farklı yapabilirdim?)
  • Utanç (Bu benim utancım, herkes ne düşünür?)
  • Sık sık ağlama ya da hiç ağlayamama
  • Güvensizlik (“Bir daha hiçbir erkeğe güvenemem, hiç kimseyle yalnız kalamam…”)
  • Endişe (Sürekli kötü bir şey olacakmış gibi tetikte hissetme hali)
  • İçe kapanma (Kimse ile konuşmak istememe, dışarı çıkmayı istememe, yalnız kalmayı isteme)
  • Uyku bozuklukları, olayı ve bazı görüntüleri tekrar tekrar hatırlama, tetikleyiciler karşısında olayı yeniden yaşama, duygusal olarak yabancılaşma ve uzaklaşma hissi,
  • Üzüntü, mutsuzluk, çaresizlik hissi
  • İntihar düşüncesi ve teşebbüssü
  • Duygusal olarak yabancılaşma ve uzaklaşma hissi
  • Yoğun öfke duygusu (bazen intikam hayalleri)
  • Özgüvenle ilgili zorluklar yaşama
  • Cinsellikle ilgili zorluklar yaşama, cinsel isteksizlik hissetme, olabilir
  • Sosyal olarak
  • İş hayatında, aile ve arkadaş ilişkilerinde gerginlik yaşama ve ilişkilerinin bozulması
  • Bazı ortamlara girmekle ilgili korku ve çekince hissetmek yalnızlaşmak ve içe kapanmak

Cinsel şiddete maruz kaldıktan sonra fiziksel ve ruhsal olarak toparlanmak inişli çıkışlı bir süreçtir. Aylar, hatta yıllar sürebilir. Özellikle ilk birkaç haftadan sonra bu iniş çıkışlar daha da belirginleşir. Gün içinde duygu ve düşünceleriniz sıklıkla değişebilir. Bu süreçte, üzüntü, suçluluk, öfke, utanç en yaygın yaşanan duygulardır. Bazı anlar sakin, bazı anlar yoğun yaşanır. Duygu ve düşünceleriniz, özellikle olayı hatırlatan tetikleyiciler karşısında, aniden ve yoğun şekilde değişebilir. Tam her şey yoluna giriyor derken, ufacık bir tetiklenme sizi ilk güne geri götürebilir. Bu sebepten, “Hayatım hiç bir zaman normale dönemeyecek” ya da “Deliriyorum, daha fazla dayanamayacağım” duygularını yaşayabilirsiniz.

    Cinsel Şiddetle İlgili Yanlışlar

1.Benim başıma gelmez.
Yanlış. Cinsel şiddet her kadının başına, her yerde, her zaman gelebilir.

2.Kadınlar kıyafetleri, davranışları, alkol ve madde kullanımları ile tecavüze ve cinsel tacize davetiye çıkartabilirler. Yanlış. Tecavüz ve cinsel taciz suçunda tek bir suçlu vardır. O da tecavüz ve taciz eden kişi. Cinsel şiddetin kadınların kıyafetleri, davranışları, alkol ve madde kullanımlarının neden olduğu ön yargısı, cinsellik ve şehvetle bir ilgisi olduğu varsayımından kaynaklanır. Bu varsayım yanlıştır.

3.Tecavüz ve cinsel taciz, cinsel doyumsuzluk ve şehvetle ilgilidir.Yanlış. Tecavüz ve cinsel tacizin cinsel şehvetle bir bağlantısı yoktur. Cinsellik sadece bir araçtır. Asıl amaç, güç göstermek ve mutlak kontrol sağlamaktır.

4.Evli veya ilişki yaşayan çiftler arasında cinsel şiddet olamaz.Yanlış. Tarafların her ilişkide ve ilişkinin her aşamasında cinselliği istememe, cinsel ilişki sırasında istenmeyen cinsel davranışları kabul etmeme ve dur deme hakları vardır. Evli olmaları veya ilişki yaşıyor olmaları bu haklarını ellerinden almaz.

5.Tecavüzcüler ve cinsel tacizde bulunanlar genellikle eğitimsiz, yoksul ve suça eğilimli insanlardır.Yanlış. Tecavüzcüler ve tacizciler her türlü sosyoekonomik seviyeden, meslek grubundan, eğitim seviyesinden ve yaştan erkekler olabilirler.

6.Tecavüzcüler genellikle kadının tanımadığı, ona sokağın karanlık köşelerinde pusu kurmuş insanlardır.Yanlış. Amerika Birleşik Devletleri Adalet İstatistikleri Bürosu’nun 2005-2010 yıllarını kapsayan araştırmasına göre tecavüz vakalarının yüzde 78’i tecavüz eden kişi kadının akrabası, partneri, samimi yakını, tanıdığı veya bir şekilde güvendiği bir insandır. (http://www.bjs.gov/index.cfm?ty=pbdetail&iid=4594)

7.Tecavüzcülerin ve tacizcilerin psikolojik sorunları vardır.Yanlış. Tecavüzcülerin ve tacizcilerin çoğunluğunun geçmiş sabıka kaydı veya psikiyatrik öyküsü yoktur. Tecavüz ve taciz, bilinçli bir şeklinde karar verilen ve tercih edilen bir davranıştır.

8.Kadınlar tecavüz ve taciz konusunda sıklıkla yalan söyler ve iftira atarlar.Yanlış. Amerika Birleşik Devletleri’nde yapılan bir araştırmaya göre, cinsel suçlarla ilgili yalan söyleme oranı, diğer suçlarla ilgili yalan söyleme oranına göre çok farklı değildir. Bu oran yüzde 5.9’dur.
(https://www.morcati.org.tr/tr/yayinlarimiz/brosurler/185-cinsel-siddeti-dile-getirmek-guc-ama-mumkun)

    Fiziksel Şiddet

Fiziksel şiddet en çok saptanan ve gözlenen şiddettir. Fiziksel güç kullanarak karşısındakini hırpalamak, dövmek eylemleriyle başlayan fiziksel şiddet ölümle sonuçlanan olaylara da neden olabilir.

Fiziksel şiddet dayaktan çok daha fazlasını içeren bir davranıştır ve çok daha dramatik sonuçlara yol açabilir. Bir tokatla başlar ve çeşitli aletlerin kullanıldığı olaylara kadar uzanır. Fiziksel şiddet tanımını istismar mağdurun sağlığını olumsuz etkileyen ve vücutta iz bırakan lezyonların ve yaralanmaların bulunması şeklinde yapılabilir.
Fiziksel şiddet uygulama şekline göre ise iki başlık altında incelenmektedir:
Aletsiz Saldırılar: Bunlar şiddetin bir alet kullanılmaksızın uygulandığı durumlardır. Tokat, yumruk, itip-kakma, tekme, sarsma ve çimdikleme gibi olaylar bu kapsamdadır.

Aletli Saldırılar: Bu tür saldırılar ise şiddetin bir alet kullanılarak uygulandığı ve vücutta çeşitli lezyonların oluşturulduğu durumlardır. Kullanılan araçlar genellikle kemer, kayış, herhangi bir ev eşyası (telefon, tava, vb.) , hortum, sigara, ütü, sıcak su ve sıcak yiyeceklerdir.

Fiziksel şiddetin vücut üzerindeki temel bulguları sıyrıklar, ekimozlar, yanıklar ve kırıklardır. Buna bağlı yaralanmalar en fazla yüzde, kollarda, göğüste, sırtta, baldırlarda, genital bölgelerde görülmektedir.

Kazaya bağlı yaralanmalar ile şiddete bağlı olan yaralanmaları aile içi şiddet olgularında ayırmak önemlidir. Burada yapılacak hataların bedelini hem mağdur hem de aile ödeyebilir. Şiddete bağlı oluşan yaralanmalar tespit edilemezse mağdur istismar edileceği ortamda bırakılmış olur. Tersi durumda da yaralanma kazaya bağlı ise o zamanda aile içinde ki kişiler yanlış olarak suçlanacak ve travmatize edilmiş olacaklardır.

Burada en büyük problemlerden birisini şiddeti yaşayan kişinin bunu saklamasıdır. Kadınlar kapı, pencere çarptı, çocuklar sedirden, merdivenden düştü nedenlerinin arkasına saklanmaya çalışırlar ya da buna zorlanırlar. Yaşlılarda utanç ya da çocuklarının düzeni bozulması korkusuna bağlı olarak yaşadıklarını saklamaya çalışırlar.

Klinikte fiziksel şiddet olguları en sık olarak deri, iskelet ve merkezi sinir sistemi bulguları ile ortaya çıkmaktadır. Genellikle gözlenen travma şekli mekaniktir. En sık görülen iki lezyon ekimoz ve sıyrıklardır.

Ekimozlar kişiye uygulanan travmayı en iyi gösteren bulgu olması ve yeri, şekli ve rengi ile olay hakkında bilgi edinebilmemizi sağlaması açısından çok önemlidir. Ekimozun şekline bakılarak kullanılan aletin cinsi söylenebilir.
(http://dergipark.gov.tr/download/article-file/274326)

     Psikolojik Şiddet

Psikolojik şiddet, tacizci bir davranış biçimi olup özellikle alışılmış ve güç dengesi olmadığında başkalarını etkilemek için onları zorlama ya da onlar üstünde baskı kurmaktır. Sözlü taciz, fiziksel saldırı ya da baskı içerebilir ve muhtemelen ırk, din, cinsiyet, cinsellik ya da yeterlik konularına dayanarak belli başlı kurbanlar üzerinde ısrarla sürdürülür. “Güç dengesizliğinden” kasıt sosyal güç ve/veya fiziksel güçtür. Psikolojik şiddetin yöneltildiği kurbana “hedef” denir.
Psikolojik şiddetin üç temel çeşidi vardır; duygusal, sözel ve fiziksel. Genel olarak gözdağı verme (tehdit) gibi baskı kurma yöntemlerini içerir. Psikolojik şiddet pek çok farklı yoldan anlatılabilir.
Psikolojik şiddet, teke tek psikolojik baskıdan asıl zorbanın başlıca zorbalık faaliyetlerine destek vermeye hevesli bir ya da daha fazla “zorba”nın dahil olduğu daha karmaşık olana doğru genişler. Okul ve iş yerinde karşılaşılan psikolojik şiddet akran istismarı adıyla anılır.
Psikolojik şiddet insanların birbiriyle iletişim halinde olduğu herhangi bir ortamda meydana gelebilir. Okul, kilise, aile, işyeri, ev ve mahalle ortamlarını kapsar. Hatta göç etmedeki yaygın itici bir etkenidir. Psikolojik şiddet sosyal gruplar, sosyal sınıflar, hatta ülkeler arasında bile mevcuttur (bakınız; aşırı milliyetçilik). Aslına bakarsanız, uluslararası düzeyde, hem ekonomik sistemler hem de anlaşma sistemleri açısından milletler arası hissedilen ya da gerçek olan güç dengesizlikleri, Birinci ve İkinci Dünya Savaşlarının başlıca nedenlerinden bazıları olarak aktarılır.

    Belirtiler

Psikolojik şiddet davranışları isimle seslenme, sözel ya da yazılı istismar, faaliyetlerin  dışında tutulma, sosyal durumların dışından bırakılma, fiziksel istismar ya da baskı yapmayı kapsayabilir. Zorbaların (psikolojik şiddet uygulayanların) davranışlarının sebebi beğenilen ya da zor biri olarak görülme ya da dikkat çekmek olabilir. Psikolojik şiddet, hasetten ya da kendileri de zamanında psikolojik şiddete maruz kaldıklarından eyleme geçme ihtiyacından kaynaklanıyor olabilir.
Psikolojik şiddet iki farklı kategoride ele alınabilir: Doğrudan (direkt) psikolojik şiddet ve dolaylı zorbalık (sosyal saldırganlık olarak da bilinir).
Psikolojik şiddet itip kakma, bir şeyler fırlatma, tokat atma, boğma, yumruklama ve tekmeleme, dayak atma, bıçaklama, saç yolma, tırmalama, ısırma, tırnaklama ve çimdikleme gibi epey fazla fiziksel saldırıyı barındırır.
Ayrıca sosyal saldırı ya da dolaylı psikolojik şiddetin kurbanı sosyal tecrit (dışlanma) ile tehditle nitelendirildiğini öne sürer. Bu tip bir sosyal tecrit, dedikodu yayma, kurbanla sosyalleşmeyi reddetme, kurbanla sosyalleşmeyi isteyenlere de psikolojik şiddet uygulama ve kurbanın giyim tarzında ve belirgin olan diğer sosyal özelliklerinde kusur bulmayı (kurbanın ırkı, dini, engelleri, cinsiyeti ya da cinsel tercihleri, vb. dahil) içeren pek çok sayıda yolla gerçekleştirilir. Daha kurnazca ve sözel olma ihtimali yüksek diğer dolaylı psikolojik şiddet şekilleri, örneğin isimle seslenmek, suskun kalmak, başkalarıyla tartışarak boyun eğmeye ikna etme, etkileme, dedikodu/gıyabında konuşmak, yalanlar, rivayetler/uydurma haberler, dik dik bakmak, kıkırdamak, kurbana gülmek, geçmişte olmuş bir olay hakkında tepki yaratacak bazı kelimeler sarf etmek ve alay etmektir.

    Hedef Kişiler

 Hedef kişiler üzerindeki etkileri

Okullardaki çocukların %60 ile 80’inin psikolojik şiddet mağduru olduğu tahmin edilmektedir. Psikolojik şiddet, genellikle görmezden gelinse de, kalabalık davranışı ve yoldan geçen kişi davranışlarının anlaşılmasında önemli ipuçları verebilir. Çok sayıda psikolog, kentsel merkezlerdeki kalabalıkların kalabalık yerlerde meydana gelen suçlar karşısındaki tepkisizliğini anlamakta şaşkına düşmektedir. Çoğu psikolojik şiddetin duygusal duyarlılıktaki bu düşüşün ve şiddeti normal bir şey olarak kabul etmesinin nedenlerinden biri olarak ileri sürüyor. Bazen biri psikolojik şiddete maruz kaldığında, şiddete karşı daha az duyarlı olanlar ne zorbadır ne de kurban. Çoğu vakada, şiddeti normal bir şeymiş gibi görenler arkadaşlar ya da zorbanın sınıf arkadaşlarıdır.
Psikolojik şiddete hedef olarak seçilmiş kişiler, uzun süreli duygusal ya da davranışsal sorunlardan ötürü acı çekebilirler. Psikolojik şiddet yalnızlık duygusuna, depresyona, endişeye, öz saygının azalmasına yol açılmasına ve hastalıklara karşı hassasiyetin artmasına neden olabilir.

İntihar

Psikolojik şiddet ile intihar arasında çok yakın bir ilişki vardır. Psikolojik şiddet her sene birçok intihara neden oluyor. Sadece İngiltere’de bile her yıl psikolojik şiddete maruz kalmaları nedeniyle 15 ila 25 çocuğun intihar ettiği tahmin ediliyor. (https://www.hemensaglik.com/makale/psikolojik-siddet-zorbalik)

   Ekonomik Şiddet

Kadın yaşamını önemli oranda etkileyen, kadını bağımlı ve fakir hale getiren şiddet türü ise ekonomik şiddettir (Fawole 2008). Ekonomik şiddet gelişmiş ve gelişmekte olan ülkelerin toplumsal ve ekonomik kalkınmalarına engel olmaktadır (Köse ve Beşer 2007). 1,5 milyar fakirin yaşadığı ve bunların %70’inin kadın olduğu dünyamızda fakirlik, ekonomik şiddetin hem sebebi hem de sonucudur. Ekonomik durumun iyi olması kadının refah içinde yaşamasına neden olur ve şiddet görme oranı azalır denilebilir. Ancak “ters tepki hipotezi” bu duruma farklı bir yaklaşım getirir. Ters tepki hipotezine göre özgürlüğü ve statüsü artan kadının şiddete uğrama oranı yükselir (Riger ve Krieglstein 2000).

Ekonomik şiddet; ekonomik kaynakların ve paranın kadın üzerinde bir yaptırım, tehdit ve kontrol etme aracı olarak kullanılmasıdır. Ekonomik şiddet davranışları kadının çalışmasına izin vermeme, istemediği işte zorla çalıştırma, çalışıyorsa iş hayatını olumsuz etkileyecek kısıtlamalar getirme, sık sık iş yerinde olay çıkartarak çeşitli bahanelerle işe girmesine engel olma, çalışma yaşamında ilerlemesine engel olma, kişinin maaşına, gelirine, mal varlıklarına el koyma, az para verme, para harcama özgürlüğünü elinden alma, çok az para verip yapılması mümkün olmayan şeyleri talep etme, yiyecek / giyecek gibi ihtiyaçlarını almasına izin vermeme, sağlık hizmetlerinden yararlanmasını engelleme, ailenin tasarrufları, gelir ve giderleri konusunda bilgi vermeme, aileyi ilgilendiren ekonomik konularda kadının fikrini almadan tek başına karar verme, kadının ev ekonomisine katkısını kabul etmeme, ortak miras, mal-mülk konusunda ayrımcı davranışlar sergileme ve bu davranışları boşandıktan sonra da devam ettirme, çalışmayı reddedip, kişinin (kadının) gelirini harcama gibi durumları içerir (Casique ve Furegato 2006; Çivi ve ark. 2008; Fawole 2008; Köse ve Beşer 2007; Riger ve Krieglstein 2000; Xu ve ark. 2005).

  Ekonomik Şiddetin Oluşumunu Sağlayan Etkenler:

Kadınların ekonomik imkânlara, fırsatlara ve güce erişimi dünyanın her yerinde engellenmektedir. Toplumun kültürel ve sosyal yapısı, dini inançlar, sosyal izolasyon, katı toplumsal roller, fakirlik, kadın-erkek eşitsizliği, kendi kendini kontrol yetersizliği ve zayıf kişilik gibi kişisel karakterler ekonomik şiddet riskini artırmaktadır.

Latin Amerika Ülkelerinde; erkeklerin yarıdan fazlası kadın ve erkeklerin aynı imkânlara sahip olamayacağını, Bangladeş’te erkeklerin %66’sı üniversite eğitiminde erkeklerin öncelikli olması gerektiğini söylemişlerdir. İran, Mexico ve Uganda gibi ülkelerde erkeklerin 1/3’i bu konuda aynı düşüncededir. Orta Asya ve Kuzey Afrika ülkelerindeki erkeklerin %82’si özellikle işlerin az olduğu zamanlarda o işi kadınlardan çok erkeklerin yapması gerektiğine inanmaktadırlar. Çin’de ayrımcılık 1/10 oranıyla daha az orandadır. Bu oran Amerika’da da 1/13’dür (Favole 2008).

Ekonomik Şiddet Göstergeleri

Dünya değer araştırması (The World Value Survey); Sağlık bakımı, eğitim ev giderlerinin karşılanmasında erkeklerin gücü ellerinde tuttuklarını göstermiştir (Fawole 2008).

Çalışmaya izin verme; Afrika’da eşlerin bir kısmı eşlerinin çalışmalarına izin vermezken, diğer bir kısmı da kısmen çalışmasına izin vermektedir. Amerika Birleşik Devletleri’nde şiddet uygulayan kişiler, para kazanmasını engellemek için kadının iş kıyafetlerine zarar verme, iş yerine giderek sorun çıkarma, fiziksel şiddet uygulayarak kadının işe gidemeyecek hale gelmesini sağlama, şiddet mağduru kadının yaşadığı fiziksel ve psikolojik sıkıntılar nedeniyle iş göremez hale gelmesini sağlama gibi yöntemlere başvurmaktadırlar (Fawole 2008; Tolman ve Wang 2005).

Ev harcamalarıyla ilgili kararları verme: Kadınların Alt Sahra ülkelerinde %100, Malawi’de %66, Madagaskar’da %5,8’i ev harcamalarıyla ilgili karar verememektedirler.

Kadınların para harcamalarına izin verme: Afrika ülkelerinde kadınların para harcamalarına izin verilmezken, Orta Doğu, Kuzey Afrika ve Güney Asya’da bu oran %24 ile %34 arasında, Doğu Asya ve Pasifik ülkelerinde ise %2 ile %9 arasındadır (Fawole 2008).

Kadınların mal sahibi olma durumları: Kadınlar az para kazanmakla kalmayıp az miktarda da mala sahiptirler. Yapılmış çok az istatistiksel çalışmada, gelişmekte olan ülkelerde de benzer durumların olduğu belirtilmektedir. Erkeklerle karşılaştırıldığında kadınların malların çok az bir bölümüne sahip olduğu bulunmuştur.

Örneğin Kamerun’da tarım alanında çalışan kadınların oranı %75’den daha fazla olmasına rağmen, toprağa sahip olma oranları %10’dan azdır. Gelişmekte olan ülkelerde, Alt Sahra Afrika’da resmi olmayan alanlarda çalışan kadın oranı en yüksektir (%84). Kadınlar ayrıca zor, uzun süre çalışma koşulları, iş güvenliğinin olmaması ve yüksek oranda fakirlik gibi olumsuz koşullarda çalışmaktadırlar. Paraları erkek patronları tarafından tam ödenmemekte veya çalınmakta, satılacak ürünlere illegal olarak el konulmakta veya polis gücü gibi devlet eliyle de iş yerleri kapatılmaktadır. Daha genç ve deneyimsiz kadınlar erkek patronları tarafından daha fazla çalıştırılmakta, sözleşmenin dışında fazla mesai yaptırılmakta ve az para ödenmektedir (Fawole 2008).

Kazanç Elde Etme

Dünya üzerinde kadınların maaşları erkeklerinkinden %20 oranında daha düşüktür (Duruoğlu 2007). Orta Doğu ve Kuzey Afrika ülkelerinde kadınların maaşı erkeklerin maaşının %30’u, Latin Amerika ve Asya’da %40’ı, Alt Sahra Afrika’da %50’si, Doğu Asya ve endüstrileşmiş ülkelerde %60’ı kadardır. Kadınlar az para kazanmakla kalmayıp az miktarda da mala sahiptirler (Fawole 2008).

Türkiye’ de Durum

Türkiye’de elde ettiği kazancın harcanmasına ilişkin kadınların %38’i kendisi, %50’si kocası veya diğer kişilerle beraber karar verirken, %10’unun kararda yeri olmadığı belirlenmiştir. Kazancın kullanımına karar verme, yaşı daha ileri kadınlarda yüksek iken, 15–19 yaş grubu arasındaki kadınların %26’sının kendi kazançlarının kullanımında söz hakkının olmadığı belirlenmiştir (TNSA 2003).

Türkiye’de kadınlar ev işlerine benzeyen hizmet sektöründe, sağlık, eğitim, tekstil, gıda gibi alanlarda çalışırlar. Ücretleri erkeklerinkinden düşüktür. Ekonomik kriz dönemlerinde öncelikle işten çıkarılırlar. Karar alıcı, yönetici, örgütleyici konumlara çok az sayıda ve çok zor gelebilirler. Evlilik ve çocuk gibi nedenlerle işi aksatma ve bırakma olasılıkları yüksektir. İşe alımlarda erkeklere öncelik verilir (Duruoğlu 2007).

Kadınların iş gücüne katılımı kentlerde Türkiye ortalamasının altında, kentlerdeki kadın işsizlik oranı erkeklerin iki katıdır. En çok tarım alanında çalışan kadınların eğitim düzeyleri yükseldikçe işgücüne katılım oranları artmaktadır. Kadınlar çok iyi bir eğitime sahip olsalar da kazançları özel sektörde ancak erkeklerin % 68’i, kamu sektöründe % 76’sı oranındadır. Erkeklerin % 54,5’ü ücretli çalışırken, kadınlar da bu oran % 24.3’dür. Erkeklerin sadece % 13.8’i ücretsiz aile işçisi konumundayken kadınlarda bu oran % 68.8’dir. Çalışan her bin kadından ancak 9’u işveren pozisyonundadır (Duruoğlu, 2007).

Ekonomik Şiddet ‘in Kadın Yaşamındaki Etkileri

1.Etki; Ekonomik şiddetin sonucunda kadınlar şiddetli fakirliğe düşmektedir. Buna bağlı olarak kadınlar fiziksel şiddete daha fazla maruz kalmakta, ruh sağlıkları bozulmakta ve bu durum çocuklarına da yansımaktadır. Yapılan bir çalışmada kadının kazandığı parayı içki ve kumar için eşine vermediğinde fiziksel şiddete maruz kaldığı bildirilmiştir (Xu ve ark. 2005). Ayrıca cinsel istismar oranı yükselmekte, Human Immunodeficiency Virus (HIV) artmakta ve buna bağlı olarak da kadın ticareti, maternal mortalite ve morbidite oranı artmaktadır. Ekonomik şiddet kadınların büyük bir bölümünde kendi kendine ekonomik olarak yetebilmelerine ve geçimini sürdürebilmesine engel olur ve onları aile üyelerine bağımlı kılar. Kadının yoksullaşmasına ve insanca yaşamasına engel olur. Kadın ve çocuğun eğitim, beslenme, sağlık ve yaşam hakkını engeller. Kadının sosyalleşmesine ve şiddetten kurtulmasına engel olur (Başbakanlık Kadın Statüsü Genel Müdürlüğü 2009; Fawole 2008; Köse ve Beşer 2007; Lindhorst, Oxford ve Gillmore 2007).

2.Etki; Ekonomik şiddet, genel sinirlilik hali ve gerilim atmosferi yaratır bu da fiziksel şiddete yol açar. Kadın çocuklarının ihtiyaçları karşılamak üzere yasal haklarını kullanmak ve nafaka almak ister. Çocukların bakımından sorumlu olan kadınlar ihtiyaçları karşılanamayınca daha çok şikâyet etmeye başlar ve bu nedenle eşinin fiziksel şiddetine maruz kalırlar. Bazen kadınla birlikte şiddet çocuğa da yöneltilebilir. Erkeğin kazancı düşükse ve çok eşlilik varsa bu durum daha da karmaşık bir hal alır. (Başbakanlık Kadın Statüsü Genel Müdürlüğü 2009; Fawole 2008; Köse ve Beşer 2007; Lindhorst ve ark. 2007).

3.Etki; Sosyal yetersizliğe sebep olarak kadın ve genç kızların daha yaşlı erkekler tarafından cinsel amaçlı kullanımlarını artırır. Fakirliğinden kurtulmak isteyen kadınlar vücutlarını ticari anlamda kullanılmaya başlarlar. İş bulamama, bakmakla yükümlü olduğu çocuğun ekonomik baskısı ve eşinden yeterli finansal desteği alamayan ve bu amaçla bedenini kullanan kadın cinsel şiddetle incinebilir, HIV’le karşılaşma riski artar (Başbakanlık Kadın Statüsü Genel Müdürlüğü 2009; Fawole 2008; Köse ve Beşer 2007; Lindhorst ve ark. 2007).

4.Etki; Ekonomik şiddet sonucunda ekonomik ve üretken iş gücü azalır. Korku iklimi oluşur, ülkelerin gelişim ve üretimleri azalır. Kadınlar için eğitim ve gelişim imkânları azalır. Böylece onların beceri ve fırsatları ziyan edilmiş olur. Bazı kız çocukları örgün eğitim almayabilir. Kadınlar eğitimleri az olduğu için çiftçi, seyyar satıcı, ev işleri, çıraklık gibi vasıfsız işlere sahip olurlar ya da erken yaşta evlenirler (Başbakanlık Kadın Statüsü Genel Müdürlüğü 2009; Fawole 2008; Köse ve Beşer 2007; Lindhorst ve ark. 2007).

5.Etki; Ekonomik şiddete maruz kalan kadın diğer kadınlardan farklı olarak 6 kat depresyon, stresle ilişkili semptomlar, kimyasallara bağımlılık, kötüye kullanım ve intihar girişimi yaşar (Fawole 2008).

6.Etki; Ekonomik şiddet mağduru kadında maternal mortalite ve morbidite riski, Cinsel yolla bulaşan hastalık (CYBH) ve HIV riski, istenmeyen gebelik riski, güvensiz abortuslar ve gebelik komplikasyonları artar (Başbakanlık Kadın Statüsü Genel Müdürlüğü 2009; Fawole 2008; Heise, Ellsberg ve Goheemoeller 1999; Köse ve Beşer 2007; Lindhorst ve ark. 2007).
(http://hemsirelik.maltepe.edu.tr/dergiler/cilt2sayi3/cilt2sayi3/124-129.pdf)

 

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here