Çok kesin bir başlıkla girdiğimin farkındayım ve bu yazıda size biraz ön yargılarımdan,biraz notlarımdan ve bolca gözlemlerimden bahsetmek istiyorum ancak önceden belirtmekte yarar var ki,asıl ele alacağım konu organizasyon eksiklikleri değil,kendimde bulduğum negatiflikler olacak çünkü gerçekten farkındalık yaratmak aslında sandığımızdan daha kolay ancak diğer yönden bakıldığında da daha zormuş.

Bir adet çabayla alınmış iki kişilik biletlerim.

Her şey instagram hesabımdan belli aralıklarla arkadaşlarımı bir gönderi çekilişine etiketlemem ile başladı ancak şunu belirteyim bunun için zaman kaybetmem kendim için de saçmalık geliyor.Bundan çıkardığım tek bir sonuç var ,- ki bunu başarı olarak görmek de  biraz mantıksız-o da şu bir şey için ne kadar çabalarsanız,onu er yada geç elde edebiliyorsunuz.Uzun lafın kısası çekilişten bir önceki gün Future Science Team’deki bir arkadaşımın uyarısıyla çift kişilik bir bilet kazandığımı görmüş oldum. İşin kısası,etkinliğin olacağını gün,gayet sakin bir şekilde ücretinden ve zamanından dolayı kimsenin gelmeyeceğini düşünerek bir saat önce gittim ancak yanıldığımı 500 metre önümde duran insan kuyruğu bana hatırlattı,hele bir de Antalya’da ve 30 derece sıcağın altında siyah giymişseniz daha iyi anlıyorsunuz. Uzun lafın kısası,konferans salonuna vardığımda 25.sırada ancak yer buldum ve sonradan öğrendiğime göre katılan sayısı -kesin olmamakla birlikte-1750 kişiymiş. Bu arada 25.sıra derken her sırada 15 den fazla koltuk olduğunu belirteyim.

Sıra ilk sunuma gelmişti,Özel Oytun Türkoğlu’nu dinleme şansını yakaladım. Kendisi ilk olarak belki de bana en çok farkındalık yaratan konuşmayı yapmış oldu.İşin aslı her zaman kişisel gelişimi içeren şeylere karşı ön yargılıyımdır ve sanırım hala bunu aşabilmiş değilim. Sayın Türkoğlu,bir konuşmanın aslında bize ne kadar önemli olduğunu anlatırken aynı zamanda teknolojinin kullanımının nasıl etkili olması gerektiğini de hatırlatmış oldu. Aldığım notlar arasında sıraladığım notları size aşağıda sunuyorum:

  • Bir konuşmaya gitmeden önce konuşmacının kim olduğunu araştır,ilgi alanlarını ve ortak noktalarınızı bul.
  • Konuşmadan önce veya sonra,konuşmacıya tweet at,soru sor yada direk mesaj at.
  • CV hazırlarken hazır şablon kullanma ve mümkünse kendi mail adresin için adının adresini al hatta mümkünse domain al.
  • Ne olursa olsun,kim olursan ol,bir kartvizit bastır ve bağlantılarında onu kullan.
  • Mümkün olduğunca çok insanla tanış çünkü nereden bağlantı sağlayacağını bilemezsin.
  • Etkinlikten sonra ise konuşmacıya düşüncelerini,teşekkürlerini,önerilerini,mail ile veya sosyal medyadan mesaj atarak ilet.
  • Ve sanırım benim için en önemli olan buydu :”Ne yaparsan yap,farkındalık yarat.”
Fotoğrafta Oytun Türkoğlu’nu Antalyaspor ile olan bağlantısını anlatıyor.

Kısaca notlarını tuttuğum sunumunda kendisi bağlantı kurarak tanıştığı Antalyaspor ailesini,bir kafede tanıştığı Facebook çalışanını ve fark yaratarak oluşturduğu Antalyaspor’un bilinen gazetelerde haber olmuş tweetlerinden bahsetti.Beni en çok şaşırtan ise ”Kartvizit’i olan var mı?”diye sorduktan sonra bulduğu bir öğrencininkini alması ve eğer kendi kartvizini çeken varsa onun numarasından kendisine ulaşılabileceğini söylemesiydi.Aslında hayatımızdaki en farketmediğimiz ufak anlar böyle dönümlerle dolu,ta ki biz farkedene kadar.

İkinci  sunum ise CNN Türk Gündem Özel programı sunucusu Deniz Bayramoğlu’ydu. Sayın Bayramoğlu,ilk olarak dillerin kökeninden ve ayrılmasından bahsetti ki benim gibi bir dil öğrencisi için oldukça ilgi çekiciydi.Tüm bu dillerin kökenden itibaren kültürel farklılıklar,coğrafya ve benzeri nedenler ile değiştiğini,aynı zamanda bu dillerin evrimsel sürecin de etkisiyle ortaya çıktığından bahsetti.Vücut dilinin insanın karşısındaki bir insan için ne kadar önemli olduğunu,kendi sahne çıkışı ve birkaç siyasi durum üzerinden gösterdi.Ayrıca konuşmada etimolojik kökeni ilgimi çeken iki kelimeden size de bahsedeyim:

  • Politika kelimesi köken olarak polites yani halka dair demektir.
  • Siyaset sözcüğü ise seyislikten gelmektedir.

Sayın Bayramoğlu ise siyaset yerine politika,siyasetçi yerine ise devlet adamı demeyi belirttiğini belirtti.Aslında tüm konuşmasını özetlemek istersem,yıllar boyunca süregelen işaret dili veya vücut dili kullanımı,kullanıldığı bölgedeki her türlü unsurdan etkilenerek sürüyor.Duygular ve yaşanılanlar,bu iki temsil dilinden anlaşıldığı için bir yerde yapılan davranış,insanların iş halini çok çabuk belli ediyor.Bir de her zaman tek bir doğru olmadığını,kendisinin verdiği bir örnek ile sonlandırarak bu sunumla ilgili notlarımı kısa kesiyorum.Pearl Harbour baskınındaki Amerikalı komutan kendi ordusundan ve ülkesinden o kadar emindir ki,birçok kanıt olmasına göre hiç kimsenin kendi ordusunu yenemeyeceğini düşünür ve kimseye kulak asmaz ancak ufak bir tarih araştırması yaparsanız internet size bu tutumun sonucunu açık bir şekilde ulaştırır.

Ahmet Naç,kendi yarattığı sınıfının çıktığı haberleri derlediği bir görselin önünde,çalışmalarından bahsediyor.

Üçüncü konuşma ise bende çok ayrı bir yere sahip, yeni nesil olarak adlandırılan ancak asıl eski nesil ve geleneksel anlayışta olan ”boyacı öğretmen”Ahmet Naç. Sunumu benim için çok farklı gelmedi çünkü bunu kendisini,düşüncelerini,faaliyetlerini ve tüm konuşmalarını çok çok iyi bilen ve kendisi ile 2 kere tanışmış biri olarak söylüyorum.Diğer türlü baktığınızda ise kendisi başta annemin gözlerinin ve diğer katılımcıların gözlerinin dolmasına neden olmuştur-aslında bu pek kendisinin istediği bir şey değil-.En başından beri kendimde de savunduğum bir durum olan iç motivasyon, Sayın Naç’ın da konuşmasının asıl başlığı öğrencileri için.Aslında bahsettiği şey gerçekten eğitimde kaybedilecek tek bir bireyin olmadığı,her çocuğun sandığımızdan daha fazla şeye sahip olduğu.Bir önceki cümlede kullandığım ”şey”ifadesi aslında içini dolduramayacağım kadar sıfat

Fotoğraf gerilerde olmamdan dolayı çok net olmasa da,Ahmet Naç’ın çok bahsettiği bir öğrencisinin hikayesini anlatıyor ancak size sürpriz kalması için ad vermeyeceğim 🙂 .

taşıdığından.En basitinden hiç kara delikler ve solucan delikleri hakkında konuşan ilkokul öğrencileri gördünüz mü?Hele ki bu çocuklar aynı zamanda kendileri kendi ders ortamını düzenleyip,birçok tiyatro ve radyo yayını,yıl sonu ve özel günler etkinliği gibi faaliyetleri de hazırlamışken.Bu ve benzeri olayların hiçbirinde Sayın Naç yok hatta belki de o ortamda bile görmeyebilirsiniz kendisini,muhtemelen bir köşede oturmuş çay içiyor veya kitap okuyor,bir de kedi sevip üçünü birden yapıyor olabilir :)Sizden çok az bir isteğim var sevgili okur,etrafınızdaki çocukları gerçek anlamda rahat bırakın,kendilerinin iyiliğini-kötülüğünü,hatasını bulup-düzeltmesini onlara bırakın.Gerçekte sizden daha güçlüler ancak siz onun yapması gereken şeyleri yaparak hem onun önünü kapatıyor hem de elinde olan yeteneklerini kullanmasına izin vermiyorsunuz.Yıllar sonra ise bu size,çocuğunuzun hiçbir şey yapamamasından sızlanma olarak geri dönüyor.Aslında kendisi hakkında yazacaklarım çok ancak benim kelimelerimden daha iyi kendini ifade edecek birkaç videoyu aşağıya bırakıyorum,umarım kendisi de bunu bir şekilde okur çünkü ufak bir röportaj talebimi de görmüş olur :). Ayrıca belirtmek isterim ki daha sonrasında yazdığım mesajlara verdiği,mütevazi yanıtlarından çok teşekkür ederim,eğer ulaşmak isterseniz kendisinin ”Gölge” adlı bir kitabı da bulunmakta ve kendisini anlamak için okumanızı öneririm.

  • İlk Tedx konuşması: https://www.youtube.com/watch?v=QLktoBwoCH8
  • İkinci Tedx konuşması :https://www.youtube.com/watch?v=Rv9U3P69Yo8
  • Yazımda bahsettiğim bir sınıf içi münazarası : https://www.youtube.com/watch?v=DPIXLJjr358
Sayın İlber Ortaylı,katılımcılara Türk tarihinin,vatandaşlar için çok önemli olduğunu ve mutlaka öğrenilmesi gerektiğinden bahsetti.

Üçüncü konuşma ise herkesin merak ettiği Sayın Profesör İlber Ortaylı’ya aitti.Kendisine ve bilgisine saygım ve sevgim,kendisinin net ve açık eleştirilerini duydukça daha da arttı çünkü kimseye eyvallah etmeme kalıbının en net uyduğu kişiydi benim için.İlk olarak sayısal bölümde okuyan öğrenciler için kesinlikle matematiği çok iyi bir şekilde öğrenmeleri gerektirdiğini bunun yanı sıra sosyal bilimlerle de ilgilenmelerini belirtti.Aslına bak

Sayın Ortaylı ayrıca dil öğrenmenin herkes için önemli olduğunu ve artık İngilizce’nin bile bir artısı olmadığını söyledi.

arsak bu pek gördüğümüz bir durum değil ve aynısı sosyal bölümdeki öğrenciler için de geçerli.Öte yandan Sayın Ortaylı,edebiyat fakülteleri gibi sosyal bilimler okuyan öğrencilerin en az 2 dil bilmesi gerektiğini ve Türk vatandaşlarının kendi tarih ve coğrafyalarından vatandaşlık görevi  olarak bilmelerinin gereklilik olduğunu belirtti.Ayrıca Türkçe bilenlerin diğer dillerin telaffuzunu kolay bir şekilde öğrenebileceğini çünkü dil-diş-damak yapısının çok uygun olduğunu söyledi.Ayrıca yabancı kelimelerin kullanılarak Türkçe’nin yozlaşmasının tamamen yanlış olduğunu,konuşma stilini geniş tutarak, İstanbul Türkçe’sinde konuşamayan -burada  ağızdaki söyleyiş yapısında kelimeleri gereği dışında yayılmasını ve uzatılmasını kastettim-bir çalışanı olsa iş imkanı sağlamayacağını kesin dille belirtti.Ayrıca Sayın Ortaylı’nın bahsettiği bir diğer konu ise okulunu bitiren her bireyin mutlaka yurt dışına çıkıp farklı tecrübeler edinmesini ancak yolun sonunda tekrar ülkesine dönmesini önerdi.Bunların yanı sıra benim dikkatimi çeken asıl şey,öğrenmeye bitmeyen sevgisiydi çünkü kendisi bazen etrafındaki kişilerin adını unuttuğunu ama olayları unutmadığını söyledi-aslında kendisi de bundan pek memnun değil gibiydi-.Ama an önemli şey ise kendisinin aşırı dakik olmasıydı ki hayatım boyunca bunu diyen çok insan duyup,uygulayan az insan gördüm.Oturduğu andan itibaren saatine bakıp anlatmaya başlayıp,gene saatine baktıktan sonra iyi günler kelimesi bitmeden kalktı ve ben sadece hayranlıklar içinde kaldım çünkü kendini geliştirmeye ve öğrenmeye adamış insanları daima büyük bir saygı duymuşumdur.

 

Eğer yazımı buraya kadar zahmet edip okuduysanız,gerçekten teşekkür ederim ve umarım hissetmek istediklerinizi karşılaşmışımdır.Üzülerek söylüyorum ki belli nedenlerden dolayı son konuşmaya katılamadım ve Sayın Ozanser Uğurlu’nun konuşmasına katılamadım ancak öğrendiğim kadarıyla çok eğlenceli olduğunu biliyorum.Sözlerime bu uzun yazının ardından son verirken Profesör İlber Ortaylı’nın o güzel cümlesiyle yazımı bitirmek isterim:

Bilgi sizi ayakta tutar!

 

Her konuşmadan sonra aldığınız notları belirli aralıklarla gözden geçirmenizi öneririm:)

Referanslar:

  • Yazı başlığındaki fotoğraf:http://www.yasamarti.com.tr/antalya-sertifikali-kisisel-gelisim-zirvesi/

 

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here