Bu yazı bir kitap analizi değildir.

Varolan her şey bir amaç uğruna ömrünü sürdürüyor. Kimileri bu görüşü inançlarıyla bağdaştırabilir. O kadar genel bakmıyorum. Herkesin hayatında bütünlerden kopan veya gerçeklerden gelen özel parçalar vardır. Herkes tarafından okunmuş, bilinen ve övgüler yağdırılan birçok kitap sayabilirim. Ama farklı bedenlerimiz olduğu gibi farklı hislerimiz, düşüncelerimiz, zevklerimiz, anılarımız var. Genç Werther’in Acıları herkesi etkileyebilecek, okuduktan sonra uzaklara dalıp yaşam biçimlerimizi sorgulatacak bir kitap. Bu kitap benim özellerimdendir.

“Genç Werther’in Acıları” kitabının Almanca baskısı.

Genç Werther’in Acıları, Johann Wolfgang von Goethe tarafından 1774 yılında yazıldı. Kitap, Wilhelm Schiller ve Werther’in mektuplarından oluşuyor. Werther’in Lotte’ye olan aşkı, Lotte’nin nişanlı olması, Werther’in çektiği büyük acılar, ıstıraplar… Ben bunlardan bahsetmek istemiyorum.

“Genç Werther’in Acıları” kitabının yazarı Johann Wolfgang von Goethe.

Hayatımda ilk defa bir kitabı okurken donup kaldığımı, yazılanları daha önceden düşünmemiş olmanın verdiği şaşkınlığı ve utancı, sonrasında yüzlerce kez okuyup ezbere bildiğim küçük bir kısmını anımsıyorum. Kitaba bütünüyle yorum yapmak istemiyorum. Her şeyin herkeste farklı etkileri vardır. Birazdan kitaptan alıntılayacağım cümleler benim yaşam biçimimi değiştirdi; gözlerimi açıp, ışığa sürükledi. Yaklaşık bir buçuk sayfaya denk gelen bu alıntının bana sağlamış olduğu katkı, bütünüyle muhteşem olan kitaba minnet duyduruyor.

“…Birbirimizi mutlu edemememiz yetmiyormuş gibi yüreğimizin bize zaman zaman bağışladığı sevinci de birbirimizden esirgememiz mi gerekiyor? Efkarlı olduğu halde mutsuzluğunu gizleyebilecek, yakınlarının neşesini yok etmeden onu tek başına üstlenebilecek kadar kişilik sahibi olan tek bir insan gösterin bana! Bu efkar, daha çok kendi kişiliksizliğimizle ilgili içsel bir kaygı, kıskançlıkla iç içe aptalca bir kendini beğenmişliğin kışkırttığı aşağılık duygusu değil midir? Mutlu edemediğimiz insanların mutlu olduklarını görüyoruz ve buna dayanamıyoruz.”

İşte burada Werther gözyaşlarını siliyor. Ağzım açık, ikinci defa okuyorum aynı yeri. Ben de gözyaşlarımı siliyorum.

“Birinin yüreği üzerinde sahip oldukları güçle, o yürekte kendi kendine serpilen yalın sevinç duygularını baskı altına alanlara lanet olsun! Bütün hediyeler, dünyanın bütün iyilikleri bir an bile böyle bir insanın kendi yüreğinde duymak istediği ama başkasının despot, kıskanç keyifsizliği tarafından engellenmiş olan bir sevinç duygusunun yerini tutamaz.”

Her okuduğumda bunları insanların yüzüne haykırmak isterim. Şimdi bende bir tokat hissi bırakan yeri paylaşmak istiyorum:

“Keşke her gün şöyle diyebilsek; sevdiklerimizin üzerinde sevinçlerini paylaşmak ve mutluluklarını çoğaltmaktan başka hiçbir etkimiz yok! İçlerindeki can kaygı dolu bir tutkunun acılarıyla kıvranırken ve kederle sarsılırken, yüreklerine bir damla su serpebiliyor muyuz acaba?”

“Güzel ve iyi günlerinde temelinden sarstığın o varlığın üstüne, sonradan, bir daha kalkamayacağı korkunç bir hastalık çökmüş, o zavallı kız bitkin bir halde ölüm döşeğine uzanmış ve boş gözleri gökyüzüne dalıyor, alnında ecel terleri gelip gidiyorsa, sen ise bir lanetli gibi onun yatağının önünde dikiliyor ve bütün kudretinin hiçbir şeye yaramadığını duyumsuyorsan, içten içe korkularla kıvranıyorsan, yok olup giden bu varlığa bir damla dirilik, bir kıvılcım cesaret aktarabilmek için neler vermezsin.”

Alışkanlık haline getirdiğimden mi, yoksa yoksa gerçekten hayatımı buna göre şekillendirdiğimden mi bilmiyorum, çoğu akşam gözlerim dola dola bu alıntıyı ezbere okurken buluyorum kendimi.

Hiçbirimiz sandığımız kadar önemli değiliz. Etrafımızdakiler tarafından sandığımız kadar önemsenmiyoruz, biz de onları önemsemiyoruz. Gerçekten, sevdiğimiz insanlar üzerinde mutluluklarını paylaşmaktan başka hiçbir etkimiz yok.

Werther bu cümlelerinin en başında keyifsizliği günah olarak tanımlıyor, kendisine biraz abartmış gözüyle bakılıyor. Ama devamını okuduğumuzda, gerçekten öyle değil mi? Bizim despot, kıskanç keyifsizliğimizin sevdiklerimizin sevincini engellemesi günah değil midir?

Bu yazının okuyanların üzerinde bırakacağı etki çokça farklılık gösterir. Ama inanıyorum ki benim gibiler de olacaktır. Varolan her şey bir amaç uğrunadır, bu kitap benim üzerimdeki amacını gerçekleştirdi. Umudum, okuyan kişilerin “yakınlarının neşesini yok etmeden efkarını tek başına üstlenebilecek kadar kişilik sahibi olan insanlara” dönüşmesidir.

 

 

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here