Zorlukları aşa aşa ulaştığı ve ulaşacağı başarıları olan bir bilim insanı : Tansu Bilge Köse… Gardını almış bir savaşcı edasıyla geçmişe dönüp yenilgilerine zirveden bakarken yine karşısına çıkacak engellere göğüs germeye hazır hale gelmiş. Kendisinin deyimi ile ”Kalbindeki en büyük gerçek bilime olan inancı. Bilimin, eğitimin ve farkındalığın insanlığın en büyük kurtarıcısı olacağına inancı tam, sanırım bu değişmeyecek tek özelliği.”

İnandığı yoldan vazgeçmeyen bilim insanı Sayın Köse ile röportajımız, geçmişten süregelen sinirbilim alanına olan ilgisinden, Karolinska Enstitüsü’nde bulunduğu projeye ve gelecek planlarına uzanıyor. Kendinize çıkarımlar yapabileceğiniz keyifli okumalar dileriz!

Fotoğrafta Sayın Köse,beyaz deney önlüğü ile laboratuvarda bulunmakta.
Gelecekte şizofreni hastalığı ile ilgilenmek isteyen Sayın Köse, şu an yüksek lisans programına başlıyor ve ilerideki hayalinde, bilimin dürüst ve evrensel olması için çabalayacağını belirtiyor.
  • Öncelikle sizi biraz tanımak isteriz. Kendi cümleleriniz ile bizim için ”Tansu Bilge Köse kimdir?”sorusunu cevaplayabilir misiniz?

Tansu Bilge kendini bildi bileli hep bir şeyler aramış biri. İsmini koyamadığı bir şeyleri ararken ortaokulda idi. 2012 de Çan İbrahim Bodur Anadolu Lisesi’nden mezun oldu. İzmir’le ve İstanbul’la harmanlanan dolu dolu bir üniversite hayatı yaşadı. Bu arayışı İstanbul’da son buldu, aradığımı buldum diyerek yola devam etti. Şimdilerde büyük işler yapma hayallerinde, tabii gene pek çok engelle baş edecek, neyse ki alışkın. Kalbindeki en büyük gerçek bilime olan inancı. Bilimin, eğitimin ve farkındalığın insanlığın en büyük kurtarıcısı olacağına inancı tam, sanırım bu değişmeyecek tek özelliği.

  •  Bilim sizin için neyi ifade ediyor ?

Bilim benim için yaşam kaynağı. Tüm yaşam enerjimi yapmak istediğim işten yani bilimden alıyorum diyebilirim. Bilim oldukça kapsamlı bir oluşumdur. Kendi alanım dışında kalan bilim dallarındaki gelişmeleri de olabildiğince takip etmeye çalışıyorum çünkü bana göre bilim bir yaşam biçimidir. Bilimin her alanını genel kültür dahilinde hayatınıza adapte edebilirisiniz. Ve bu size bambaşka bakış açıları kazandırır. Günlük işlerin bile anlamı sizin için değişir, amaç kazanır. Kısaca bilim bir yaşam tarzıdır.

  • Kariyerinizi sinirbilim üzerine yoğunlaştırdınız.Peki neden sinirbilim?

 Bunun sebebi aslında lise yıllarıma dayanıyor. Ben Lise 2 de iken, dedeme önce Parkinson akabinde Alzheimer teşhisi kondu. Ve uzun aylar bizimle yaşadı, bakımını biz üstlendik. Bu süreçte hastalığın ilerleyişini bizzat deneyimlemek beni hastalıkla birlikte hedef organı, yani beyini merak etmeye itti. Okudukça daha çok ilgimi çekti, araştırdıkça benim için daha fazla merak konusu oldu. Ve okuya okuya konu hakkında bilgi birikimim arttı, arttıkça alana yönelişim devam etti. Bu sebeple lisans tezimi de Alzheimer üzerine yazdım ve böyle böyle sinirbilim alanına girmiş oldum aslında.

Fotoğrafta İsveç'te bulunan Karolinska Enstitüsü görünmekte.Bina aynalı bir yapıya sahip ve hemen yanında müstakil evler bulunmakta.
Karolinska Enstitüsü 2018 yılında sağlık alanında Dünya Üniversiteleri Anketi’ne 15.sırada yer alıyor.
  •  Dünyanın en prestijli araştırma merkezlerinden biri olan Karolinska Enstitüsü’nde 4 ay boyunca çalışmalar yaptınız. Çalışmalarınızdan kısaca bahseder misiniz? 

 Karolinska’da, Alzheimerda APP processing üzerine devam eden bir projede yer aldım. Bir kaç yıl önce varlığı kesinleşen eta-secretase pathway kesimi ile ortaya çıkan fragmentlerin amyloid beta fragmentler gibi hastalığın sürecine katıldığına dair çıkan yayınlar sonucunda planlanarak başlanılan bu projede, bizim hedefimiz CTF-eta fragmenti idi. Bir çok antibody ile tanımlanabilen bu fragmentin control ve sporadic AD vakalarındaki değişimini inceledik. İnsan beyni homojenatları yanında; mouse, rat, guinea pig, primat ve makak beyin homojenatlarında da bu fragmentin ifadesini, hastalık sürecine hangi başka yolaklarla beraber katılabileceğini inceledik. Bunun yanında ayrı bir projede, AD ve control insan beyni örneklerinde, belirli hedef proteinlerin (özellikle pre-sinaptik bölgedeki) hedef beyin bölgelerindeki değişimlerini inceleyen çalışmalara katıldım.

  • Karolinska Enstitüsü’nde araştırma yapmanın hissettirdiği duyguları bir cümle ile özetlemenizi istersek o cümle ne olurdu?

Karolinska benim için gerçekten bilim yaptığımı hissettiğim, en ufak bir işi bile her iş gibi aynı ciddiyette yapmayı öğrendiğim, yapmak istediğim işe bir kere daha aşık olduğum bir süreçti.

 

”Bilim evrenseldir. Bilim yapıyorsak tüm duyularımız evrendeki her yeni bilgi için tetikte bulunmalıdır.”

 

  •  Türkiye’ye dönüş yaptınız, öncelikle hoş geldiniz. Şimdiki hedefleriniz, projeleriniz nelerdir? 

Öncelikli hedefim, master eğitimimi tamamlamak. Eylül ayında, Bahçeşehir Üniversitesi Sinirbilim’de master eğitimime başlıyorum. 2 yıl boyunca laboratuvar çalışmalarıma burada devam edeceğim. Sonrasında akademik kariyer ile devam edeceğim için PhD süreci gelecek tabii. Hedeflerimin içindeki en net kararım ise çalışmalarıma ülkemde devam etsem dahi yurtdışı kapılarımı kapatmamak. Bilim evrenseldir. Bilim yapıyorsak tüm duyularımız evrendeki her yeni bilgi için tetikte bulunmalıdır. Ancak böylelikle dürüst, doğru ve mantıklı sonuçlar elde edebiliriz ve insanlığa bir şeyler sunabiliriz.

  • Bezelye Dergi ile BinYaprak ve NöroBlog sitelerinde yazarsınız. Üretkenliğiniz taktire şayan! Yazarlık yaptığınız platformlar hakkında bizleri bilgilendirebilir misiniz? Ne gibi katkılarda bulunuyorsunuz?

 Öncelikle yazmaya başladığım yer Binyaprak idi. Binyaprak çok kapsamlı bir oluşum. Düşünebileceğiniz her eğitim ve kültürel alanda insanların yer aldığı, yazdığı tartıştığı ulaşılabilir bir platform. Binyaprakta, en başından beri hayatımın önemli öğreticileri arasında yer alan, sonraları bu öğreticiliğe güzel dostluğunu katan İnci Kadribegiç hocam sayesinde yazmaya başladım. Sonraları yine İnci hocamın desteği ve önerisi ile Bezelye Dergi yazar kadrosuna katıldım. Bezelye yazmaktan çok büyük keyif aldığım bir dergi. Bizler gibi temel bilim aşkıyla bu yola çıkan arkadaşlarımızın büyük emeklerle kurduğu bir oluşum. Oldukça geniş bir yazar listemiz var. Hepimiz kendi alanlarımızda, güncel ve bilimsel konuları ele alıyoruz. 3 ayda bir yayımlanıyor ve işin arka planında tahminden fazla insanın çok büyük emekleri var. Son olarak NöroBlog’la tanışmam yine İnci hocam sayesinde, Bezelye’de yazdığım ilk yazımın da katkıları ile oldu. Sevgili Onur ile bu sayede tanıştık ve beni NöroBlog yazar kadrosuna dahil etti. Bu 3 yerde de ilgilendiğim alan olan sinirbilimde bezen güncel, bazen hastalık mekanizmaları bazen de küçük dersler olacak şeklinde yazıyorum. Yazmak bana keyif veriyor. Hem eğlenceli hem öğretici. Yazmak için okumaya ihtiyacınız var ve okudukça işler genişliyor, bilgiler ekleniyor ve bir süre sonra kurduğunuz cümle yapıları, düşünme biçiminiz bile olgunlaşıyor.

 

Beyin denen o mucizevi organ karar vermişse, süreç çoktan başlamış demektir. Bahane üretmiyorum çünkü tam olarak olmayı hayal ettiğim yerdeyim.”

 

  • Neden bahane üretmiyosunuz?

 Zamanla yol alarak inşaa ettiğim prensiplerime göre bahane, ancak bir şeyi istemeyen insanların sığındığı bir kapıdır. Bir şeyi istemiyorsak, o günkü havanın durumu bile bize bahane olabilir. Küçücük sebepleri kocaman göstererek o şeyden kaçmanın bir yolunu buluruz. Lakin tam tersi, bir şeyi yapmayı beynimize yerleştirmişsek, önümüzde dikilecek hiç bir fani sebep olamaz.Plan oldukça basittir,nettir. Bir şeyi istiyorsan, onu almanın dürüst yolunu bulursun. Bazen yol olmaz, yolu sen yaparsın. Dönemeçler boldur, sen düzlük haline getirirsin. Yani her şey sana bağlıdır. Beyin denen o mucizevi organ karar vermişse, süreç çoktan başlamış demektir. Bahane üretmiyorum çünkü tam olarak olmayı hayal ettiğim yerdeyim. Ve benim için, çalışmak dışında yapılabilecek anlamsız her hareket (örneğin bahane üretmek) zaman kaybı. Bunu anlamsız buluyorum, çünkü çok uzun zaman önce beynim zaten buna karar vermişti, ben sadece yolumu inşaa ettim.

  • Sinir bilim çalışmak isteyenlere tavsiyeleriniz nelerdir?

 Öncelikle diyeceğim şey, kendilerini sınırlamamaları. Sinirbilim ana başlıklarda kognitif ve moleküler olarak iki ana dala ayrılır. İşin içine girdikçe pekçok alt dal ile de karşılaşılırız. Elbetteki hedefimiz belli bir alan olacaktır. Her akademik kariyer için, kişinin uzmanlaşacağı hedef alanı zaten muhakkak olmalıdır. Fakat bunun yanında diğer alt dallar ile ilişkimizi de sıcak tutmalıyız. Çoğu alanda ve hedef organda olduğu gibi beyin çok kapsamlı bir organ. Bunu bir bütün olarak düşünmek, bazen moleküler bilgilerimizle kognitif alana giren davranışsal bilgilerimizi; hatta psikoloji bilgilerimizi harmanlamak gerek. Ancak bu yolla, doğru cevaplardan ziyade doğru ve mantıklı sorular soran iyi bir sinirbilimci olmak mümkündür.

  • Ege Üniversitesi Biyokimya Bölümü’nü bırakıp Kültür Üniversitesi’nde Moleküler Biyoloji okudunuz. Bu kararı nasıl ve neden aldınız? Sizin için nasıl zorlukları ve artıları oldu?

2012’deki tercih dönemimdeki şartlar kararlarımda bazı değişikliklere sebep oldu. Lise hayatımın başlangıcından bu yana hep moleküler biyoloji okumayı düşünmeme ragmen son yılda kimyaya yöneldim. Biyokimya’yı seçmemde bunun büyük önemi var. Buna ek olarak tercih dönemindeki pek çok dış yorum insanı gerçekten yönlendirebiliyor. Şimdi olduğu gibi o zamanlarda da genetiğin ülkedeki iş şartları uygun değildi. Tüm bu etkenlerle Biyokimya’ya gittim fakat 2. Sınıfın ortalarında bunun aslında istediğim şey olmadığını farkettim. Bu sebeple geçiş yaptım Kültür’e. Süreç tabii kolay olmadı. Öncelikle gördüğünüz eğitimi, çevrenizi, yaşam alanınızı (çoğu zaman yaşadığınız şehri) değiştiriyorsunuz. Sıfır bilgiyle girdiğim laboratuvar çalışmaları beni eğitti. En büyük kazancım laboratuvar çalışmalarında beceri kazanmam. Ve henüz lisans öğrencisiyken bir yüksek lisans öğrencisinin yapabildiği pek çok deneyi yapabiliyor olmamdı. Bunun kazancını ancak mezun olunca, master arayışında farkediyorsunuz. Ve bence bu bizim alanımızda olmazsa olmaz bir öneme sahip.

  • Şuan bulunduğunuz yerde olmanızın Kültür Üniversitesi’nin bir katkısı var mı ?

Şüphesiz ki, evet.Kültür Üniversitesi’nde 2 yıl boyunca bulunduğum laboratuvar çalışmaları, gelecekteki hedeflerimi netleştirmekte ve Karolinska Enstitüsü’ndeki stajıma kabulumde en büyük etkendir. Bu noktada özellikle moleküler biyoloji bilimlerinde akademik kariyer düşünen arkadaşlara, üniversite tercihlerini yaparken öncelikle seçtikleri bölümün onlara vereceği laboratuvar imkanlarına göz atmanlarını öneriyorum. Teorikle birlikte teknik bilgiyi edinmek, bunu bir de lisans hayatımızda kendimize katabilmek bizler için en önemli aşamadır.

 

”Yapmak istediğiniz şeyi yapın, sonucu ne olursa olsun.Bundan pişmanlık duyacağınıza başka şeylerden pişmanlık duymayı güzellikle kabul edin ve yola devam edin.”

 

 

  • Kadın Bilim adaylarına tavsiyeleriniz nelerdir ? 

Çağımızda kadın olmak, ülkemiz şartlarında zaten oldukça zor iken, bir de kadın olarak bilim yapmak sanırım zorlukları ikiye katlıyor bizler için. Ciddiye alınmadığımız zamanlar oluyor, şartların kadın olduğumuz için daha da zorlaştırıldığı durumlar ile karşı karşıya kalabiliyoruz. Bu durumlarda verdiğimiz kararlara saygı duyulmayabiliyor. Bu noktada kendimden yola çıkarsam yaptığım ilk şey her zaman bellidir: karar vermek. Ve bu noktadan sonraki ikinci tavrım, kararımın netliğini en yakınlarımdan başlayarak tüm çevreme net bir şekilde göstermek. Yorumlar yapılır, eleştiriler yapılır, bir şeyler daima yapılır. Horlanabiliriz, hatta düşüncelerimiz ve hayallerimiz çoğu insanca uçuk kaçık, çok büyük ya da ulaşılmaz görülebilir. Açıkçası, tüm bu tavırlar beni her zaman güldürmüştür. Saygı çerçevesinde değer verdiğim herkesi itinayla dinlerim. Yorumları dinlerim, sakince beklerim. Mantıklı gördüğüm yorumları, önerileri cebime koyarım. Günün sonunda yaptığım şey,en başında karar verdiğim şey olur. Bu kararlılığı ise, yapmak istemiş olduğum işi yapıyor oluşuma borçluyum. Diyebileceğim en net şey: yapmak istediğiniz şeyi yapın, sonucu ne olursa olsun. Bundan pişmanlık duyacağınıza başka şeylerden pişmanlık duymayı güzellikle kabul edin ve yola devam edin.

  • Gelecekle ilgili planlarınızdan bize birazcık bahseder misiniz ? 

Gelecekteki en net planım şimdi olduğu gibi, dürüstçe bilim yapmak. Bunu açacak olursam, yapmayı hayal ettiğim en uzun vadeli hedefim ülkemdeki sinirbilim çalışmalarına kapsamlı derecede katkı sağlayarak bu alanı ülkemizde genişletmek. Özellikle, ülkemizde eksik bir taraf olan sinirbilimde moleküler düzeydeki çalışmaları, kognitif çalışmalarla harmanlayarak başka yollar inşa etmek. Örneğin daha çok nöropsikoloji alanına giren psikolojik rahatsızlıklarda moleküler laboratuvar çalışmalarına katkılar sağlamak. Bu noktada çalışmayı hayal ettiğim hedef hastalık ise şizofreni. Akademik hayatımın bir bölümünden sonra bu alana muhakkak gireceğim ve inanıyorum ki ülkemizde bu farkındalığı zamanla sağlam bir temelde kuracağız. Buna inancım tam.

 

Yazımıza son vermeden önce bize en içten cevaplarını sunan Sayın Tansu Bilge Köse’ye çok teşekkür ederiz.Dileriz ki röportajımızı cevaplarken hep kendisinin de istediği gibi bu cevaplar birçok okurumuza ışık tutar.Bir sonraki röportajda görüşmek üzere,bilimle kalın!

*Sayın Tansu Bilge Köse’nin fotoğrafı BinYaprak adlı siteden alınmıştır.

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here