Kıbrıs adası coğrafi konumu nedeniyle tarih boyunca bölgedeki güç dengeleri ile medeniyetlerin, kültür ve ticaretin, çeşitli dinlerin etkisi altında kalmıştır. Millattan önceki yıllardan günümüze kadar Mısırlılar, Fenikeliler, Asurlular, Persler, Makedonyalılar, İyonyalılar, Ptolemeler, Romalılar, Bizanslılar, Lüzinyanlılar, Venedikliler ve Türkler uzun veya kısa süreli adanın sahibi ve yöneticileri olmuştur.

Kıbrıs adası 2.Abdülhamid zamanında 4 Haziran ve 1 Temmuz 1878 Antlaşmaları ile yönetimini Osmanlı’dan İngiltere’ye devretti. Kıbrıs, Osmanlı toprağı olarak görünse de İngiliz sömürgesi haline geldi. Birinci Dünya Savaşında İngiltere adayı ilhak ederek Osmanlı toprağı olmaktan çıkmıştır. Yeni kurulan Türkiye ise Lozan Antlaşmasının 16.Maddesinde “Adanın geleceği üzerinde ileride yer alabilecek değişikliklerde söz hakkını saklı tutuyordu.” Ada İngiltere’ye bağlı olarak kaldı.

1963’ün tarihte “Kanlı Noel” olarak kalmadan öncesinden adadaki ortam şöyledir: Rumlar ve Türkler kendi siyasi partilerini kurup kendi içlerinden örgütlenmeye çalışıyor, bazı taraflar birlikte bir ülke olunmasını savunuyor.  Türkiye her iki tarafa self-determinasyon hakkı verilmesini savunuyor böylelikle Türk halkının Enosis’e karşı olduğunu ortaya koymuştur. (Enosis: 1930’lu yıllılarda Birleşik Krallık idaresinde bulunan Kıbrıs adasının “Yunanistan’a bağlanmasını” anlamında kullanılmıştır.)

Rumların halkının çoğu Enosis’i istiyorlardır, buna bağlı kalarak 1950 Rum Plebisiti -halk oylaması- yapmışlardır. Kiliselere konan defterlere Enosis’e “Evet” ya da “Hayır” şeklinde imza atarak gerçekleşen plebisit sonucu Rum halkının %96’sı Enosis’e “Evet” diyecektir.

Enosis’i isteyen bir Rum halkının olması sonucunda 16 Ağustos 1954’te Birleşmiş Milletler’e (BM) başvuran Yunanistan, Rumlara self-determinsayon(halkın kendi geleceğini belirleme hakkı) hakkının Kıbrıs’a uygulanmasını istedi. Böylece Kıbrıs sorununu uluslararası alana taşımış bulunuyordu. Bu teklifin kabul edilmesi halinde de Kıbrıs’ın Yunanistan’a bağlanması kuşkusuzdu. Megoli İdea -Bizans’ı tekrardan canlandırma fikri- bir kısmı gerçekleşmiş olacaktı.

İngiliz hükümeti ve Türkiye, Yunanistan’ın BM’ye başvurusunun yanlış olduğunu vurguladı. Bu konu da İngiltere “Yunanistan adayı ilhak etmek istiyor. Adada 100.000 kişilik Türk nüfus vardır.” Açıklamasında bulundu. Türkiye: “Adada tek bir halk yoktur. Rumlara self-determinasyon hakkı tanınması Enosis demektir. Türkiye ve Kıbrıs Türkleri buna karşı çıkacaklardır.” diyordu. Sonuç olarak Yunanistan BM’ye karşı yaptığı bu teklif başarı sağlayamadı.

Kıbrıs’ın İngiliz yönetimine girmesinden sonra Enosis için diplomatik yolları deneyen Rum-Yunan ikilisi bu girişimlerde başarı sağlayamayınca terör yolunu seçtiler. Terör örgütü kurma hazırlığı 1951’de Makarios’un emekli Albay Grivas’ı adaya davet etmesi ile başlamıştı. Grivas’tan Makarios’un kurduğu PEON (Milli Gençlik Hareketi)’u paramiliter bir nitelikte örgütlemesi istenir. Bunun sonucunda EOKA kurulmadan önce Yunanistan’dan Kıbrıs’a silah sevkiyatı başlatılır.

1 Nisan 1955’te gece saat 00.30’da EOKA’nın eylemleri önce İngilizlere karşı başlatılır. Yunanistan’a bağlanmaya karşı çıkan Kıbrıs Türklerine yönelik ilk saldırılar ise Haziran 1955’te gerçekleştirildi. Bu arada Yunanistan’a ilhak benimsemeyen Rumlar da EOKA tarafından acımasızca öldürülüyordu.

Kıbrıs’ı Yunanistan’a bağlamak için kurulan EOKA terör örgütü, İngilizlere yönelttiği silahları, kısa sürede Türklere de çevirmişti.

İngiliz yönetimi altında görev yapan Kıbrıs Türk polisleri de EOKA’nın saldırıları ile şehit düşüyordu. Kıbrıs Türkü tedhiş hareketlerine karşı savunmasını üstlenecek bir kuruluşa ihtiyaç duyuyordu. Kıbrıslı Türklerin can ve mal güvenliği, enosis faaliyetlerine karşı durmak, Kıbrıs Türklere karşı yapılan saldırıları püskürtmek için 9 Eylül, Kara Çete, Volkan cephesi Türk Mukavemet Birliği isimli direniş örgütleri faaliyete geçmişti. Direniş örgütlerini tek bir çatı altında toplama gerekliliğine inanan Rauf Denktaş, Burhan Nalbantoğlu ve Kemal Tanrısevdi ile birlikte Türk Mukavemet Teşkilatı’nı kurdu. Türkiye Genelkurmay Başkanlığı’na bağlı Özel Harp Dairesi TMT’yi teşkilatlandırma işini üzerine alarak çalışmalara başlar.

Her şeye rağmen 16 Ağustos 1960’ta Kıbrıs Cumhuriyeti resmen ilan edildi. Rumlar ile Türkler tek bir devlet olmuşlardı.

Rumlar için 16 Ağustos 1960 tarihinde tek bir devlet kurulmuştu ama tek bir millet oluşturulamamıştı. Adanın Rum toplumu bunu sık sık vurguluyordu. Adada farklı din, dil, ırk ve karakterde iki toplum vardı. Rumlar azınlık olarak gördükleri Türklere kendileriyle eşit haklar verilmesine razı değillerdi. Cumhuriyeti Enosis’e giden yola bir engel olarak görüyorlardı. Yeni doğan cumhuriyeti benimsememişlerdi.  Enosis’i gerçekleştirmek için İçişleri Bakanı Polikarpos Yorgacis, Nikos Sampson ve Vasos Lissaridis başkanlığında silahlı örgütler kurmaya başladılar.

4 Aralık 1963’te Baf Kapısı yakınlarında bulunan EOKA’cı Markos Drakos heykeli Rumlarca bombalandı. Ancak bunun Türkler tarafından yapıldığı iddia edildi. Böylece Rumlar Türklerin aleyhine kışkırtıldı. 5 Aralık 1963’te Rum öğrenciler tarafından Türkler aleyhine büyük bir miting düzenlendi. Bu arada silahlı Rumlar özellikle Lefkoşa’da Türkleri taciz etmeye başladı.

20 Aralık’ı 21 Aralık’a bağlayan gece, Lefkoşa’nın Tahtakale semtinde evlerine gitmekte olan Türklerin arabaları Rum polisler tarafından yoklama bahanesiyle durduruldu. Arabalarından indirilen Türklerin üzerine ateş edildi. Bu olayda Zeki Halil ve Cemaliye Emirali adlı iki Türk şehit edildi.

21 Aralık 1963 sabahı gece ki saldırıyı protesto eden öğrencilere polis aracından ateş açıldı. Yine Rum polislerce Lefkoşa, Girne Kapısı’nda bulunan Atatürk Heykeline de ateş açıldı.

21 Aralık 1963’te başlayan Rum saldırıları ile birlikte Kıbrıs Türkleri azınlık olarak yaşadıkları bölgelerden daha güvenli yaşayacakları bölgelere göç etmeye başlamışlardı. Toplamda 103 Türk Köyünden göç eden Kıbrıslı Türkler adanın %3lük bir kesimine sıkışmıştı. Türklerin toplandıkları bölgelere “Kanton” adı verilmişti. Dillirga çarpışmalarından -8 Ağustos 1967, Yüzbaşı Cengiz Topel’in şehit edildiği çarpışma- sonra Rumlar, Türk bölgelerine “iktisadi abluka” uygulamaya başlamıştı. Bu uygulama ile Rumlar, silah zoruyla pes ettiremedikleri Türkleri, açlığa ve sıkıntıya sokarak pes ettirmek istiyorlardı. Uzun yıllar devam edecek bu uygulama ile Türk bölgelerine un, kablo, demir, taş, çakıl, termos, kuru bakliyat, battaniye ve giysi gibi onlarca maddenin girişi yasaklanmıştır.

1963 Rum saldırıları sonucu Kıbrıs'ta Türk Kantonlarının harita üzerindeki gösterimi.

22 Aralık gecesi, Rum saldırıları iyice artınca TMT mensupları sakladıkları silahları çıkarıp Rum saldırılarına karşı Türk halkını savunmaya başlamışladır.

23 Aralık günü Rumlar Lefkoşa’ya bağlı Yılmazköy (Şillura) ve Türkeli (Ayvasıl) köylerine saldırarak 12 Türk’ü şehit etmişlerdir.

24 Aralık 1963 tarihinde ise Rum saldırıları doruğa çıktığı gün olmuştur. Günümüzde Barbarlık Müzesi olarak adlandırılacak Kıbrıs Türk Kuvvetleri Doktoru Binbaşı Nihat İlhan’ın evini Yunan alayından destekli Rumlar bastılar. Saldırı sonucunda Binbaşı Nihat İlhan’ın eşi Mürüvvet İlhan ile üç oğlu; Hakan, Kutsi ve Murat saklandıkları banyoda, misafir olarak gelen ev sahibinin eşi ise saklandığı tuvalette şehit edilmiştir. Sadece ev sahibi ağır yaralı olarak kurtulmuş, bunun dışındaki bölgeden yüzlerce Türk esir alınarak götürülmüştür.

Mürüvvet İlhan ve üç çocuğunun banyo küvetindeki cansız bedenleri.

24 Aralık 1963 tarihinin gecesinde de Küçük Kaymaklı Bölgesi, Rum teröristlerce basılmış ve yüzlerce Türk esir alınmıştır.

Tarih sayfalarında Kanlı Noel diye geçecek olayları Türkiye siyasetinde, 24 Aralık 1963 tarihindeki Mürüvvet İlhan ve oğullarının banyoda şehit edildikleri haldeki fotoğrafı ile müdahale kararı alınmıştır.

Türkiye’nin tüm uyarılarına karşı saldırıları durdurmayan Makarios’un bu tavrı üzerine Türkiye Cumhuriyeti “Garantörlük” haklarına dayanarak Kıbrıs’a müdahale kararı aldı. 25 Aralık 1963’te Kıbrıs Türk Kuvvetleri Alayı, karargahından çıkarak, Gönyeli ve Ortaköy’de mevzilenip savaş durumuna geçerken Türk Hava Kuvvetleri’ne bağlı savaş uçakları da Lefkoşa üzerinde ihtar uçuşu  gerçekleştirildi. Türkiye’nin bu tavrı karşısında Makarios saldırıları durdurmak zorunda kaldı.

Cengiz Topel

8 Ağustos 1964 günü Rum ve Yunan kuvvetleri bir kez daha Erenköy’e saldırdı. Türkiye tarafından 34 ay-yıldızlı jet, Rum ve Yunan kuvvetlerine bir hava operasyonu gerçekleştirdi. Hava harekatı sırasında Yüzbaşı Cengiz Topel’in uçağı Rum-Yunan kuvvetlerinin açtığı uçaksavar ateşi ile vurulup düşer. Yüzbaşı Cengiz Topel paraşütle atlayarak kurtulur–bu kısımdan sonrası kesin bilgilere dayanmamaktadır. Rum kesimine paraşütle indiğinde koşarak kaçmaya çalışır; ancak arkadan jiple gelen 3 Rum tarafından yakalanmıştır. Silahında mermilerin el verdiğince kendini sonuna kadar koruduğu söylenir. Yakalandıktan sonra Rumlar tarafından günümüzde Cengiz Topel Hastanesi olarak geçen hastanede çeşitli işkencelere maruz kalmıştır. -matkapla sol omzu ve sol gözü oymak gibi-  barbarca işkencelerin sonucunda bilinci açıkken kalbi çıkarılarak şehit edilmiştir.

Yüzbaşı Cengiz Topel

3 Haziran 1968’de iki toplumlu görüşmeler Rauf Raif Denktaş ile Glafkos Klerides arasında Lübnan’ın başkenti Beyrut’ta başlamıştır. Görüşme 5 Haziran’da tamamlanmış ve görüşmelerin Lefkoşa’da devamına karar verilmiştir. 24 Haziran’da Lefkoşa’da görüşmelere devam etmişlerdir.

Yunanistan’daki askeri cunta, Kıbrıs konusunda Makarios ile aynı düşüncede değildi. Makarios Enosis’in zaman aşımı içinde Türkiye’nin dikkatını çekmeden yapılması gerektiğini söylüyordu. Yunan cuntası ise zamanın uygun olduğunu ve Enosis’in derhal gerçekleştirebileceğini savunuyordu.

Toplumlar arası görüşmeler devam ederken 1969’da Makarios başta olmak üzere Rumlar görüşmeleri baltalamaya başladı. Bu arada 6 Eylül 1971’de Grivas Kıbrıs’a dönerek eski Terör örgütünü, EOKA-B adı ile yeniden hayat geçirdi. Böylece Kıbrıs Rumları Grivasçılar ve Makariosçular olarak ikiye bölündü. Hatta Grivasçılar Makarios’a karşı suikast girişiminde bulunmuşlardır fakat başarılı olamamışlardır. 1975 yılında Grivas’ın ölmesi üzerine EOKA-B’nin başına Yunan binbaşı Yeorgis Karuzos getirildi. Böylece EOKA-B’nin denetimi doğrudan Yunan cuntasına geçmiş oldu.

Makarios ve Grivas'ın yan yana fotoğrafı

Yunan cuntası 15 Temmuz 1974 tarihinde askeri bir darbe yaparak Makarios’u etkisiz hale getirdi. Makarios’un yerine Cumhurbaşkanlığına EOKA’cı milletvekili Nikos Sampson getirildi. Rum radyosunda Makarios’un öldüğüne dair açıklamalar yapıldı. Ancak Makarios Baf’a kaçıp oradan da İngilizlerin yardımı ile adayı terk etti.

1974 darbesi sırasında birçok Rum öldürülmüş, birçoğu da yaralanmıştır.

15 Temmuz 1974 darbesinin 16 Temmuz'daki gazete manşeti "Kıbrıs'ta Darbe Oldu Makarios'un Akıbeti Meçhul"

Diğer yandan Makarios, BM Genel Kurulu’nda bir konuşma yaparak Kıbrıs’ta yaşananları uluslar arası platforma taşımış oldu.

BARIŞ HAREKATI

Makarios’a yapılan darbe sonrasında, Kıbrıs Türkleri ve Türkiye darbecilerin Enosis için harekete geçebileceklerini düşünüyordu.

20 Temmuz 1974’te Kıbrıs’a havadan ve denizden harekat başlamıştır. Bu harekatın amacı hem Kıbrıs Türkü’nü düştüğü tehlikeli durumdan kurtarmak hem de Kıbrıs’ta birbirini öldüren Rumları durdurup adaya barış getirmektir.

20 Temmuz 1974 sabahından sahil kısmında iki Türk gemisi durmuş

22 Temmuz 1974 günü Türkiye, Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi’nin aldığı ateşkes kararını 17.00’den itibaren uyduğunu açıkladı. Barış harekatının 1. Safhası böylece sona ermiş oldu.

Ateşkes ile ilgili görüşmeleri Güvenlik Konseyi gereğince 25 Temmuz 1974’te Cenevre’de Türkiye,Yunanistan ve İngiltere dışişleri bakanlarının katılımı ile başladı. Cenevre görüşmelerinin ikinci aşaması başarısızlıkla sona erince Türkiye Dışişleri Bakanı Turan Güneş Türkiye’ye o ünlü şifreli mesajı gönderir: “Ayşe tatile çıkabilir.” Böylece Türk Silahlı Kuvvetleri 14 Ağustos 1974 günü II. Barış Harekatı’nı başlatmıştır.

Cenevre'de tarafların birbiri ile görüşmeleri

  1. Barış harekatı sırasında Rumlar, birçok Kıbrıs Türkü’nü katletmeye devam edip toplu mezarlara gömmüşlerdir.
  2. Barış Harekatı ile Kıbrıs Türkü özgürlüğüne, insanca yaşama olanaklarına kavuşmuştur. Ayrıca bu harekat adada hem Türklere hem de Rumlara barış getirmiştir. Kıbrıs’ta kurulan Rum askeri idaresi sona ermiş, Nikos Sampson’un yerine Cumhurbaşkanlığına Glafkos Klerides getirilmiştir. Darbeci Rumların Makarios’cu Rumların öldürmesinin de önüne geçilmiştir.

EOKA terörü sonucu yüzlerce Türk şehit edildi,binlerce Türk yaralandı. Fakat ana vatanın desteği,Kıbrıs Türk halkının mücahidiyle beraber verdiği direnişle Enosis düşüncesine geçit verilmedi.

 

Kaynakça:

  • Kıbrıs Türk Tarihi Kitabı

 

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here