Aristo ve ilk çağ felsefecilerine göre “Gezegenimiz tam merkezini mesken tutmuştur, dolayısıyla her şey doğal olarak dünyaya doğru düşer. İnsanlar, atlar, yük arabaları,kovalar… Bunların hepsi asal konuma yerleşmeye meyleder.” görüşü o zamanlar gayet mantıklıydı. Ta ki Kopernik çıkana kadar.

Görselde bilim insanı iş üzerinde.

Kopernik, Dünya’nın gerçekte başka gezegenlerle birlikte Güneş’in yörüngesinde döndüğünü söylemeye cüret etti. Daha sonra kendi evren görüşünü ortaya koyunca, ondan öncede bu tarz düşünen Sisamlı Aristarkhos misali başka isimlerinde öncülük ettiği şema, kök salıp tutundu. Dünya evrenin merkezinde hareketsiz durmuyordu ve ani çekişle harekete başlamıştı. Artık merkezde Güneş vardır.

Kepler ise gezegenleri itenin Güneş kaynaklı manyetik kuvvet ipleri olduğunu söyledi. Buna karşılık Descartes gezgenler esir burgaçların oluşturduğu sürekli dönen girdaba kapılmış ve sürüklendiğini söylemiştir.

Ve gelelim Sir Isaac Newton’a.

Kütle çekime çok iyi bir giriş yapıp sonrasında uzun bir süre ilgilenmeyen Newton, Halley’in ona verdiği destekle her şeyi kenara bırakıp bizlere güzelim kütle çekim yasasını ortaya koydu. Ama şunu unutmayalım; Halley ona destek çıkmasaydı bu konu çoktan rafa kaldırılmıştı.

Newton, ”Elma üzerinde etkili olan kuvvet, Ay üzerinde de etkili midir?” diye düşünür ve sonrasında dışarı doğru uzandıkça mesafenin karesiyle orantılı azalan Dünya çekim kuvveti sayesinde, Ay’ın sürekli Dünya’ya doğru düşüyor gibi göründüğünü hesaplar ve kütle çekime uzun süre ara verir. Bu sırada Hooke, “Tüm gök cisimleri kendi merkezlerine  yönelmiş kütle çekim gücüne sahiptir. Başka cisimleri cezbedebilir. Cisme ne kadar yaklaşırsanız çekim gücü o ölçüde yükselir. “ diye bir varsayım geliştirir.

Uzun süre sonra Newton geri döner ve elmayı yere çeken şey aynı zamanda Ay’ı da yörüngesinde tutar düşüncesiyle şöyle yazar: “Çünkü doğa basittir ve haddinden fazla nedenin sağladığı lükslerle kendini şımartmaz.”Görselde kütle çekimin renklendirilmiş hali bulunmakta.

Gökyüzü ve Dünya artık tek fizik kanunuyla çalışıyordu. Cisimlerin birbirine çekilmesi anlamına gelen kütle çekim, kozmosun tüm seviyelerinde benzer tarzda  çalışıyordu: ”Dünya da Güneş Sistemi’nin içinde. Yıldızlar, galaksiler, galaksi kümeleri arasında”

Newton’un yasalarında sorunlu bir taraf vardı. Algılanamaz çekim bağlarının bir şekilde hem uzun hem kısa mesafeleri kat edip yayıldığını, Ay’ı gezegene, taşı Dünya’ya çektiğini ima ediyordu. Ve Newton şöyle söyledi: “Kütle çekiminin bu özelliklerinin sebebini henüz olgulara bakıp çözebilmiş değilim ama ben hipotez uydurmam.”

 Ve Newton’ın kütle çekim yasası galip geldi.

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here