Bu yazıda, tüm hayatı sanat içinde geçmiş, büyümüş bir kadından bahsedeceğim.

Fahrelnisa Zeid
Fahrelnissa Zeid

Fahrelnissa Zeid. Kendisi, başka ülkelerde sergi açan ilk Türk kadını olmakla birlikte o dönem, erkek egemenliğinin bulunduğu sanat camiasında Türkiye’deki soyut sanatın ilk temsilcisidir. Asıl adı Fahrünnisa’dır fakat Irak büyükelçisi Prens Zeid ile evlendikten sonra Fransa’da modern üslupta önemli bir soyut ressam olarak tanındığı için adını Fahrelnissa olarak değiştirdi. Tüm aile üyeleri sanatla iç içedir. Örnek vermek gerekirse; Halikarnas Balıkçısı olarak tanınan yazarın ve gravür sanatçısı Aliye Berger’in kardeşi, seramik sanatçısı Füreya Koral’in teyzesi ve tiyatrocu Şirin Devrim’in annesidir.

 

Resim yapmaya başladığı dönemlerde daha çok tuval üzerine geometrik desenler çiziyordu. Sanki kendini tuvallere sığdıramıyormuşçasına her geçen gün daha büyük tuvaller kullandı. Kullandığı geometrik desenlere işlediği renkler hem kendi içine, hem tuvallerine sığmıyordu. O zamanlar Paris’te bulunması sebebiyle Paris Ekolü’nün kadın sanatçıları arasına kendini sivriltmiştir.

Görselde ''Cehennem'' adlı tablosu var.
”Cehennem” adlı tablosu.

Savaş döneminde yaşadığı için hayatı zorlu geçmektedir aslında. Eşi dolayısıyla Paris’ten Bağdat’a dönerler. Ardından artık çok farklı bir kültürün içinde bulunduğundan Sümerlere, Ninovalara ve Babillere ait antik kentleri gezer, sanat eserlerini inceler. Daha sonra Kerbela olayından dolayı duygularını tuvallere yansıtır. Bu acı duygular, siyahla beyazın sert konturlu desenlerinin ortaya çıkmasına neden olur.

Tekrar doğduğu şehre, İstanbul’a dönmüştür. Aynı yılın sonlarına doğru Budapeşte’ye giderek orada bir atölye açar ve burada, kentteki sokak yaşamını tuvallere yansıtır. Buna bağlı olarak ”Budapeşte – İstanbul Ekspres Serisi” olarak tanımladığı resimlerinde, aslında kent yaşamının bastırılmış çöküntülerini anlatır.

Artık savaşın o barut kokusu, Balkanlara da uzanmıştır. Tekrar İstanbul’a dönmeye karar verir. Burada d Grubu sanatçılarıyla tanışarak sergilere katılır ve çizdiği manzara resimleriyle ağaç dallarının geomerik kısımları, soyut ve ritmik ifadelerinin bütünleşmesini açıklar.

 

Resmin prensesi Fahrelnissa Zeid, 1947 yılında “Soyuta Karşı Mücadele” resminde, kendi tekniğinin değişme çizgisini belirlemekle kalmaz, uyguladığı oto-didaktik yapılanmayı uyguladığı görülür. Renk ve çizgi akışının bağımsızlığı tekrar aynı düzlemde kesişir.

Görselde ''Soyuta Karşı Mücadele'' adlı tablosu bulunmakta.
”Soyuta Karşı Mücadele” adlı tablosu.

Fotoğrafta bir kadın portresi var.

Döneminin ortalarında Rilke, Nietzche gibi Alman sanatçılarına yoğun ilgi duyması sebebiyle ”Kabus”, ”Işıldayan”, ”Ateş” gibi eserleri, Rilke ile kurduğu estetik ilişkilerin sonucu olabilir. Hayatının sonlarına doğru portre çizmeye başlar. Ama bu demek değildir ki kişinin tıpatıp aynısını resmedecek. Kişiye/kendine karşı içindeki hisler ve zihninde kurduğu soyutlamayla portreleri çizer adeta.

Son olarak, 1901’de Büyükada’da doğan Fahrelnissa’nın sanat dolu hayatı, 1991’de Ürdün’de sona erer.

Fahrelnissa Zeid, Londra sergisinde Kraliçe Elizabeth ile karşılaşıyor.
Fahrelnissa Zeid, Londra sergisinde Kraliçe Elizabeth ile                                               karşılaşıyor.

Böyle birini inceleme imkanım olduğu için çok mutluyum,şanslıyım. Yazıyı oldukça kısa, öz tutmaya çalıştım. Okuduğunuz için teşekkür ederim. Bilim ve sanat hep sizinle olsun!

 

 

Kaynakçalar

http://www.antikalar.com/cama-hayat-veren-sanatc-emile-galle/

http://www.beyazart.com/sanatci/Fahrelnissa-Zeid

https://www.tate.org.uk/art/artists/fahrelnissa-zeid-22764/lists/four-key-works

https://www.istanbulmodern.org/tr/sergiler/gecmis-sergiler/fahrelnissa-zeid_2022.html

http://www.dirimart.com/tr/artists/detail/40/fahrelnissa-zeid

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here