Nebula (bulutsu) adı verilen astronomik oluşumların tanımı ve yapısal özellikleri sayfamızda daha önce “Ne mi Bula” başlığı altında irdelendiği için ben yalnızca bu göksel olgunun türlerini açıklamaya çalışacağım:

1- Işınım veya Salınım Nebulası:

Yıldızları ateşleyen yoğun küreciklerin içine doğru çöken koyu bir gaz ve toz bulutunun ardında, yıldız oluşumundan arta kalan materyal, yeni oluşmuş yıldızlardan yayılan son derece kesif, mavi ve mor ötesi ışıkla parıldamaktadır. Yıldızları çevreleyen parlak hidrojen gazı, “ışınım” (emisyon) nebulası – bulutsusu olarak tarif edilmektedir. Şunu da eklemeden geçmeyeyim: Yıldızları ateşlemek derken yıldızların “çakmak” veya “mangal” ateşiyle değil, termonükleer füzyonla yandığını hatırlatmak gerekmektedir. Öyle ki bir yıldıza su püskürtecek kadar büyük bir yangın hortumumuz olsaydı da alelâde bir yangına müdahale eder gibi yıldıza su sıksaydık, yıldız gücünden bir şey yitirmez; bilâkis güçlenirdi. Çünkü suyun bileşiminde yıldızların temel elementi olan hidrojen (aynı zamanda bilinen evrende ve varlıklarda en yaygın rastlanan element), iki atomla yer almaktadır.

 

NGC 2024 - Alev Nebulası; Konum: Orion - Avcı Takımyıldızı
NGC 2024 – Alev Nebulası; Konum: Orion – Avcı Takımyıldızı

2- Moleküler (Zerrecikli) Bulutsu: Bu tip nebulalarda yer alan bulutların sıcaklığı ortalama 10 bin kelvin olup en yoğun ve soğuk (bulutsu kıstaslarına göre) olanlarının da ana bileşeni hidrojen molekülleridir. Söz konusu gaz ve toz bulutları, yıldızlararası ortama dağılmış halde olmalarının yanı sıra, 200 parsek (yaklaşık 3.26 ışık yıllık mesafe birimi) çapındadır.

Tekboynuz Takımyıldızı içerisinde konumlanmış Rozet Bulutsusu'na aittir
Tekboynuz Takımyıldızı içerisinde konumlanmış Rozet Bulutsusu’na aittir.

3-Yayılım Bulutsusu: Bu konu, umumî manada en azından temel düzey fizik ve kimya bilgisi gerektirdiği için olabildiğince anlaşılır dilde yazmaya gayret etmekteyim; bu yüzden terim sözlüğü gibi bir yönteme başvurarak ana metne geçmeden önce “iyonize”nin ne olduğunu açıklayacağım. İyonize şudur: İyon durumuna geçmiş, başka bir deyişle, bir veya daha çok elektron kazanmış veya yitirmiş atomdur. Şimdi “yayılım” tipi bulutsuyu izah edelim…

Bunlar yıldızlararası madde bulutlarından oluşmaktadır; yani ince yapılı ama dağınık haldeki iyonize hidrojenden mürekkep gaz ve toz (elbette raflardaki sıradan toz değil) kümeleri biçimindedir. Şu rengârenk görüntünün müsebbibi, soygazların kendilerine özgü renklerinden ileri gelmektedir. Kırmızı ve onun açık ya da koyu tonları, hidrojen varlığına işaret etmektedir.

NGC – 1976 bulutsusuna aittir. Orion – Avcı Takımyıldızı’nda bulunmakta olup zaten nam – ı diğer Orion – Avcı Bulutsusu’dur.
NGC – 1976 bulutsusuna aittir. Orion – Avcı Takımyıldızı’nda bulunmakta olup zaten nam – ı diğer Orion – Avcı Bulutsusu’dur.

4- Yansıma Bulutsuları: Bir yıldız ışığının yakınlarındaki bir toz bulutuna yansımasıyla ortaya çıkar; yansıma tipi bulutsular, “karanlık” nebula (onları da anlatacağım) türünden olanlara göre çoğunlukla daha az yoğun olmakla birlikte, bu tip bulutsuların boyutları da bünyelerinde barındırdıkları toz bulutlarına göre değil, kendilerini aydınlatan kaynağa göre tayin edilmektedir.

Orion, yani Avcı Takımyıldızı'ndan NGC 2068 olarak da bilinen Messier 78 -M 78- bulutsusuna aittir.
Orion, yani Avcı Takımyıldızı’ndan NGC 2068 olarak da bilinen Messier 78 -M 78- bulutsusuna aittir.

5- Süpernova Kalıntısı: Süpernova kalıntıları, büyük kütleli bir yıldızın öldüğü zaman meydana gelen patlamadan sonraki yapıya verilen addır. Bu kalıntı, patlamanın şok dalgasıyla sınırlı olup patlama kaynağından çıkan materyalden meydana gelmektedir. Yıldızlararası ortama yayılan söz konusu materyal, yoluna çıkan her şeyi ya akıl almaz biçimde sarsmakta ya da süpürürcesine yok etmektedir.

 

   NGC -1952 / Yengeç Bulutsusu; Boğa                          Takımyıldızı

6- Gezegenimsi Bulutsu: Yukarıda süpernovaların havsalalara sığmayacak, yıkıcı enerjisine değindim. 4-5 yıl önce tespit edilen bir süpernovanın 10 Güneş’in, 10 milyar yılda üretebileceği enerjiye denk gelebilecek bir kuvveti uzaya saldığı saptanmıştır ki şimdi burada bir de hipernovalardan söz edip dudak uçuklatmak istemem!  Gezegenimsi bulutsular, Güneş’in de ölümünü müteakip dönüşeceği haldir. Görseldeki Helis Nebulası, parlak gezegenimsi bulutsulardan yeryüzüne en yakın olanıdır (694,7 ışık yılı). Yanı sıra, dikkat edilirse fotoğraf iki parça halindedir. Üstteki, sıradan bir gözleme, alttakiyse kızılötesiyle yapılan bir gözleme aittir. Bu metot, Nebula gibi kompozit (birbirinden ayrı, iki ya da daha fazla materyalin bir araya gelmesiyle oluşan) yapıları incelerken kullanılmaktadır; çünkü derin uzay araştırmalarında kendi atmosferimiz bile bazı engeller yaratmaktadır. Sağlıklı gözlem – ölçümler, böylesi bozucu etkileri minimize eden kızılötesiyle yapılabilmektedir. Gezegenimsi bulutsu, düşük ve orta kütleli yıldızların ömrünün son aşamalarındandır. Söz konusu yıldızların sıcaklığı yaklaşık 30 bin dereceye çıktıktan sonra, ışımaları normalden çok daha fazla morötesi düzeye kayar ve bu durum, yıldız bir “beyaz cüce” haline gelmeden önce şişme (kırmızı dev aşaması), patlama ve en dıştan başlayarak yıldızın katmanlarını çekirdek tek kalana dek yavaş yavaş uzaya salmasıyla sonuçlanır.

 

NGC 7293 - Helis Nebulası / Kova Takımyıldızı
                NGC 7293 – Helis Nebulası / Kova Takımyıldızı

7- Karanlık Bulutsular: Bunlar, yüksek yoğunlukta toz içeren yıldızlararası bulutlardır; dolayısıyla kendilerine ulaşan ışık, tozun içinde aşırı seviyede dağılıp emilir ve nebula tamamen ışık geçirmez hale gelir; ancak bir ışınım nebulasının önünde konumlandıklarında görülür hale gelebilmektedirler. Salma / Salınım (Emisyon) bulutsularıyla da bir arada görülebilmektedirler. Adlarından da anlaşılacağı üzere, çevrelerine göre koyu bir görünümündedirler. İçlerinde vuku bulan yıldız oluşum süreçleri, kızılötesi gözlem vasıtasıyla gözlemlenebilmektedir. En önde gelen örneği, ünlü “At Başı” Bulutsusu’dur.

 

C99 – Kömür Çuvalı Bulutsusu / Güney Haçı Takımyıldızı
      C99 – Kömür Çuvalı Bulutsusu /                  Güney Haçı Takımyıldızı

8- Bok Kürecikleri: Bulutsu çeşitleri konusunun son paylaşımı olacak bu küreciklerin “pis” ismi, konunun üzerinde çalışan bilim insanı Bartholomeus Jan “Bart” Bok’tan gelmektedir; bu yüzden de ülkemizde “Bok” olarak değil de “Bart” Kürecikleri / Damlacıkları” tabiri daha yaygın biçimde kullanılmaktadır.  Haddizatında tam bir nebula değil de nebula içerisinde yer alan küçük bölgelerdir. Oldukça soğuk (10 Kelvin) olan bu gaz ve toz bulutu küreleri aynı zamanda oldukça yoğun koyu renkli, neredeyse kendilerinden ışık alınamayan kürelerdir. Karanlık bulutlara benzer olarak, salınım veya yansıma bulutsularından aldıkları ışıkla görünür halde gelmektedirler. Bu küreleri önemli kılan özellik, aslında birer yıldız oluşum bölgesi olmalarıdır; ama oldukça yoğun olduklarından arkaları görülememektedir. Yıldız oluşumu esnasında zaten kuvvetli bir ışık kaynağı meydana gelmemektedir; ilâveten, bu bulutların oluşturduğu yoğun gaz ortamı, gözlem yapılmasını iyice zorlaştırmaktadır; fakat kızılötesi dalga boyunda yapılan gözlemler bu kürelerin içerisinde yıldız oluşum bölgeleri olduğunu doğrulamaktadır. Uzayda yer alan gaz kümelerinin yoğunlaşıp yıldız oluşturabilecek öbekler haline gelebilmesi için oldukça soğuk olmaları icap etmektedir; çünkü sıcak gaz kütleleri, moleküllerin yüksek enerjisi nedeniyle hareketlidir ve bir araya gelip yoğunlaşmaları oldukça güçtür. Ancak, gazın bu derece soğuk olduğu nebula bölgelerinde gaz ve toz molekülleri kendi kütle çekimleri altında birleşip yoğunlaşarak Bart Küreleri oluşturma eğilimi göstermektedirler.
İyi ki ismiyle hiç de müsemma olmayan Bart Bok gibiler yaşayıp bizleri, en azından ben gibi meraklıları ve bilim çılgınlarını aydınlatabildiler. 

Bilimle kalın!

 

Kaynakça: Kozmik Anafor; Astrogeeks (Instagram)

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here