Ana Sayfa Yazarlar Yazar: Devrim Berkay Tunadağı

Devrim Berkay Tunadağı

5 HABERLER 0 YORUMLAR
beyin, mekân-zamansal bir hacimdir.

Bahis/III

Eski Kuşakları Taşlama Bahsi edepsiz sesi dağlarının, hep bir uslu türküsünü fısıldar. suçlusu olan gençlik çağlarının din imanda saklanır. ... ama, ipi “kuşağı” kayıp çocuk çağlarının ama, duygusuz olan hasretlerinin gözyaşlarının, çelikten zırhları kesen gözlerinin, hırsında saklıdır en delidizgin, en utanmaz, en uslanmaz akarsuları, gözyaşlarının. ... “dağlarının, dağlarının ardı nazlıdır” havasına suyuna hürmet bu dağların, havasına suyuna düşman kesilmiş, din imanda saklanan. ama, yedi güne sığdırsan bu dağları, ama,...

Bahis/II

İzleme Bahsi   izledim çocukken kömür karası binaların pürü pak oluşunu, ve çığlıklarını annemin keserken kredi kartlarını. dalgalanan saçları vardı annemin, gözyaşlarına karışık. ... kalan, giden hep biziz çünkü. çünkü kalan, gideni hiç götürmez. dalgalanan saçları vardı annemin, en derin, en saldırgan, en kötü adamların annelerinin dalgalanan saçları vardı. kalan, giden hep biziz çünkü, mâl ettiler her bir kötülüğe. ... öldürmeyi anlatamam, ölmeyi atlatamam, atlayamam en derinden en...
Çocuk Bahsi   demir çitlerin parçaladığı bir top, onun arkasında parçalanan çocuklar. ... “baban ne iş yapar?” ... sümüğü ağzında, yüreği elinde; yozlaşmış bir dünyanın kahpe bombası, delip geçer yüreğini, “baban ne iş yapar?” ... bir feryat figan; elleri havada, ayağı toprakta. patlamış yeryüzü ve toz toprakta, parçalanmış bir yer süsü. ... “baban ne iş yapar?” jiletin ters tarafı, acı, sual, sosyo-ekonomi. ... eli ağzında ki mahzun, hep bir fotoğraf karesi canlı. “baban ne...
Hep kalıp kullanırım ben sende, Sığdıramadığım için. Kalıp gidememek en kolayı ama, Kalıp gitmek en zoru. Sesin güz, Nefesinden çocuklar doğar, Tek gözyaşında düğmeler sökülür. Bilmelisin; Bir fotoğrafın var, Solmuş, sarı, Çünkü hep cebimde, Ve hep dolandığından. Dillerimden dudakların akar, Gözbebeklerimden silüetin çıkar; Ben de kollarını kaybettim. Ancak tek bir cümle çıkabilirdi o an; "Vicdan huysuzlaştırılmış, Kimselere bırakılmamış." Kayıp sen ben değil hep, Bizden, O an işte tek bir...
Elinin üstündeki yüzün, Hiç unutmam o sahneyi. Bendeki hüznün tasvirini, En delikanlı dikiştutmazlar ve Üzerine yazılmış isimlerle bir meşe ağacı anlatabilirdi ancak. Toparlanmış güzelliğin, Elin eteğin, Benden ayrı yollar için. Basmadık yerini bırakmadığın bu dâr-ı dünyada, Basma eteklerle dolu bir yürek kafilesi yolunu bilebilirdi ancak. Özlem ne güzel, Tutkusuyla yanan yollarda, Bozulan her karede  Gözlerimizin gördüğü Saklı güzergahları, Bitişik masaları, Tasvir edebilirim senin için. Yakışı kalmaz...